fbpx MENU

Kadıköy’de Kafa Karıştıran Tuzak

SATTAS 21 Kasım’da Yuva Nayah’da!

17 Kasım 2014 Comments (0) Views: 3648 ANASAYFA, ASİÇİÇEK, Müzik

Acil Servis’de Dinleyecek Var!

90’ların başında temeli atılan grubun hikayesi, üniversite sıralarındaki beş müzisyenin adımlarına dayanıyor. Kader bir şekilde onların yollarını kesiştirdi. Yirmi üç yılda pek çok şey değişse de müzikleri asla değişmedi. 

Acil Servis, çocukluğumdan beri dinlediğim, dinledikçe eskitemediğim, yıllandıkça güzelleşen bir grup benim için. Gençliğimin en özel ve güzel zamanlarında bağıra çağıra söylediğim şarkıların yaratıcısılar. Hele ki; ‘Bebek’ şarkısının mazimde yeri çok farklıdır. 1996 yılında çıkardıkları ‘Küçük Adam’ albümünün kaseti hala durur köşemde. O köşeye ne zaman gözüm ilişse içim bir tuhaf olur her seferinde. İlk albümün ardından 2010 yılında ‘Dur, Bekle’ isimli albümleriyle tekrar dinleyiciyle buluşan grup, yoluna tüm hızıyla devam etmektedir.

Grubun enerjisi de bir ilginç. Sahne aldıkları mekanda dinleyicileri hipnoz etmişcesine eğlendirirler. Ne bir noksan, ne yek fazla… Onların konserinde bulunup bir köşede hareketsiz durmak neredeyse imkansızdır. Kendinizi yanınızdaki herhangi biriyle şarkıya eşlik ederken ya sahne önünde bulursunuz ya da en arkadan sahneyi izliyor olursunuz; ama mutlaka ritim tutarak. Öyle enteresan coştururlar dinleyiciyi.

Grubun şarkı sözleriyle verdiği mesajlar net, vokalleri güçlü, sound’ları yalın rock’dır her daim. ‘Acil Servis’de dinleyecek var!‘ diyerek sizi bu harika grupla baş başa bırakıyorum. İşte onların yirmi üç yıla sığan öyküsü…

Fotoğraf: Volkan Savaşçı / Sevan Özbülbül Photography

Fotoğraf: Volkan Savaşçı & Sevan Özbülbül Photography

Acil Servis’in hikayesi nedir? 

‘Acil Servis’in temelleri, 1991’de Orhan Yolsal ve Çetin Güney’in tanışmasıyla birlikte atıldı. Aslında üç farklı grubun karışımından da oluşuyor diyebiliriz. Orhan, Ertan Kızıltan ile çalışıyordu. Soner Doğanca ise; Ertan’ın çocukluk arkadaşıydı ve farklı bir grupta beraber çalıyorlardı. Çetin de grubun o dönemki gitaristi Emre Karabulut’la başka bir gruptaydı. Bütün bunların yanında, aynı zamanda, Orhan ile Emre üniversiteden sınıf arkadaşıydı. Derken, bütün bu karmaşık ilişkilerin neticesinde, beş adam bir şekilde bir araya gelip müzik yapmaya başladık. 

 

Sonuç olarak Acil Servis beş kişilik bir grup: Ertan Kızıltan (solist), Cem Yalçınkaya ve Orhan Yolsal (gitar), Çetin Güney (bas gitar), Soner Doğanca (davul).’

Neden isim olarak ‘Acil Servis’i tercih ettiniz?

‘İsmin özel bir anlamı yok aslında. İnsanlar doktor olduğumuzu ya da tıp ile ilgili bir sektörde çalıştığımızı düşünseler de süreç, aslında tamamen spontane gelişti. Grubu kurduğumuz dönemde -her grup gibi- klasikleşen isim bulma sürecini yaşarken ortak bir isim üzerinde anlaşamadığımızı farkettik ve en sonunda kura çekmeye karar verdik. Herkes beğendiği ismi yazıp bir torbaya attı ve kuradan Orhan’ın o dönem yapmış olduğu bir radyo programından yola çıkarak önerdiği “Acil Servis” ismi çıktı.’

Diğer isimleri de merak ettim şimdi!

(Gülüşmeler)

‘Diğer isim önerilerine hiç girmeyelim istersen. Kuradan tamamen farklı bir isim de çıkabilirdi elbette.’

Dünden bugüne kadroda hangi değişiklikler oldu?

‘Yolumuza hemen hemen aynı kadroyla devam ediyoruz. Soner, Orhan, Çetin ve Ertan ilk kadrodan zaten. Son iki senedir de Emre Karabulut yerine Cem Yalçınkaya gitarist olarak gruba dahil oldu. Bu arada davulda Soner olmadan da bazı dönemler geçirdik. O dönemlerde, onun yerine Bülent Akbay ve sonrasında Berke Özgümüş ile beraber çaldık.’

Günlük hayatınızda ne gibi uğraşlarla meşgulsünüz?

‘Standart şeyler… Hepimizin müzik dışında da meşgul olduğu uğraşlar var. Örneğin; Orhan, konser ve festival organizasyonları ile uğraşıyor. Çetin, arada sırada klip ve reklam sektöründe prodüksiyon alanında çalışıyor. Ertan da bilişim sektöründe mesela… Soner ve Cem ise; ders verirken bir yandan da yine müzisyen olarak çeşitli projelerde yer alıyorlar.’

Şarkı söz ve müziğini yazarken hangi duygulardan besleniyorsunuz? Tabii, en merak ettiğim ‘Bebek’ aslında!

‘Herkes gibi biz de hayatın içinden besleniyoruz. Kişisel muhasebeler, hayal kırıklıkları, aşk, iki yüzlülükler, pişmanlıklar, içe sesleniş, olmuşa ve olacaklara itirazlar… Söyleyecek şeyiniz olduğu sürece, hayattan bir kesit çıkartıp bunu kendi müziğinize yansıtmakta bir zorluk yaşamıyorsunuz.

“Bebek” bir yaz aşkı hikayesi. Ertan’ın kısa bir öyküsünü Orhan’la beraber düzenleyerek bildiğimiz haline getirdiler. Yok eğer, sizden birinin başına mı geldi diye soruyorsan, o tip detaylara hiç girmeyelim istersen.’ (Gülüyor)

En keyifli konseriniz hangisiydi?

‘Açıkçası o kadar çok var ki! Organizasyon ve sound, yani; sesler güzel olunca ve seyirciyle ortak bir noktada buluşup beraber eğlendiğiniz sürece bütün konserler çok keyifli geçiyor bizim açımızdan.’

Peki, komik bir anınız var mı?

‘Çok var. En güldüklerimizden biri şu: 90’lı yıllarda ilk albüm turnesinde, Antalya ya da Bodrum civarında o dönem bizimle back vokal yapan bir arkadaşımızı mola verdiğimiz yerde unuttuk. Bunun farkına ise; yola çıktıktan on dakika sonra vardık. Gerisin geri dönüp o arkadaşımızı aldık tabii. Arkadaşımızın yüz ifadesi unutulmaz cinstendi.’ (Gülüyor)

Yeni besteleriniz ve süpriz konserlerden söz etmek mümkün mü? Gelecekteki projeleriniz neler?

‘Yeni besteler üzerinde çalışıyoruz. Gittiği yere kadar ya da yapabildiğimiz sürece müzik yapmaya devam edeceğiz. Projeler, elbette müziğimizi ve bizi seven insanlara ulaştırmak ile bolca sahne almak. Özellikle İstanbul dışından gelen konser teklifleri bizi çok sevindiriyor.’

3. albümünüzü bekleyelim mi?

‘Bekleyin elbette! Deminde söylediğim üzere; hali hazırda üzerinde çalıştığımız şarkılar zaten var. Çalışmalarımızı biriktirip bir albüm mü çıkartırız; yoksa 2-3 şarkılık bir proje olarak mı değerlendiririz, bunu zaman ve sektördeki gelişmeler gösterecek.’

Sabit olarak sahne aldığınız bir mekan var mı?

‘Yaklaşık on senedir her Cumartesi gecesi, büyük bir zevkle Kadıköy Shaft Club’da sahne alıyoruz. Anadolu yakasının değişmez mekanlarından ve biz de orada çalmaktan çok keyif alıyoruz. Onun dışında dönem dönem Avrupa yakasında ya da çevre şehirlerde konserlere veya kulüp performanslarına gidiyoruz.’

90’lardan bugüne Türk Rock tarihini nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘O dönemden bugüne çok yol alındı Türk Rock tarihinde. Daha çok bilinen, dinlenen ve sevilen bir müzik türü haline geldi. Biz “Türkçe Rock müzik yapılamaz” denilen bir dönemden bugünlere geldik. Sadece Rock müzik yayını yapan radyo kanalları bile var artık baktığımızda. Farklı tarzlarda bir çok yeni grup dinledik ve dinlemeye de devam ediyoruz. Çok güzel şarkılar yazan gruplar, bir çok yeni sound var. Bir çoğunu da zevkle dinliyoruz zaten.’

Tarzınızı birkaç kelimeyle ifade etmenizi rica etsem bunlar kesinlikle … olurdu.

‘Kesinlikle “Acil Servis, bir rock grubudur.” olurdu.’

Şu sıralar kesinlikle … dinlemek iyi geliyor.

‘Müzik dinlemek iyi geliyor, evet. (Gülüyor) Yeni çıkan yerli ya da yabancı sanatçıları ve grupları elimizden geldiğince takip etmeye çalışıyoruz; ama eskilerin yeri de bizim için çok ayrı. Onu da söyleyelim.’

Bence ülkemizde rock müzik adına … gibi adımlar atılmalı.

‘Rock müzik bizce performans müziği. En güzel halini canlı olarak dinleyebiliyorsunuz ve dinleyicinizle iç içe olabiliyorsunuz. En büyük temennilerimizden biri; sadece İstanbul değil, Türkiye genelinde canlı çalınabilecek yerlerin, salon veya mekanların artması.’

Fotoğraf: Volkan Savaşçı & Sevan Özbülbül Photography

Fotoğraf: Volkan Savaşçı & Sevan Özbülbül Photography

Eklemek istedikleriniz var mı?

‘Acil Servis seven herkesi çaldığımız yerlere sabırsızlıkla bekliyoruz!’

Teşekkürler.

‘Biz de sana çok teşekkür ederiz.’

Röportaj: Asiçiçek

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
19 + 9 =