fbpx MENU
Birsen Tezer Bodrum konseri.

Gümüşlük’de Bir Birsen Tezer Bir Dolunay

Kelebekler Vadisi kumsalı.

Vadi Günlüğü

Mandıra Filozofu ziyareti.

4 Eylül 2016 Comments (3) Views: 6811 ANASAYFA, Gezi

Arpabükü İle Mandıra Filozofu’na Ziyaret

Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim. Vardım Çökertme Koyu’na. Uğradım Çökertme’de bir ihtiyar balıkçı durağına. Asıl hikaye ondan sonra başladı. Bir yanım kaynak sularının denizle harmanlandığı sihirli Arpabükü Koyu, diğer yanım Mandıra Filozofu’nun çekildiği Liman.

Çökertme’nin havasından suyundan bahsetmiş, oraya nasıl varacağınızı anlatmıştım. Ola ki o taraflara yolunuz düşer ise asıl görmeniz gereken yer: Arpabükü Koyu. Ormanın denizle kesiştiği bu çılgın koyda hiçbir işletme yok. Bu güzel haber! Üstelik suyunun da bir özelliği var ki parmak ısırttıracak cinsten.

Arpabükü Koyu Çökertme Koyu’nun hemen yanında yer alıyor. Yalnız Balıkesir’deki Arpabükü ile karıştırmayın. Burası, Çökertme Arpabükü olarak aklınızda kalsın.

Arpabükü Koyu

Arpabükü Koyu

Liman ise Arpabükü’nün yanında yer alıyor. Orası da güldürürken düşündüren, düşündürürken eğlendiren yapım Mandıra Filozofu’nun çekildiği yer.

Liman

Liman

Buralara gitmek için maalesef ki eğer deniz taşıtı kullanmayacaksanız herhangi bir araç yolu yok. Tabana kuvvet diyor ve lafı uzatmadan saadete geliyorum.

Arpabükü Koyu

Çökertme’nin sonunda yer alan -İhtiyar Balıkçı Restoranı’nın arkasındaki- sarnıcın hemen arkasından rotaya giriş yaparak Arpabükü’ne yol alabilirsiniz.

Patikaya girmiş bulundum.

Patikaya girmiş bulundum.

Koya gitmeden önce biraz ön bilgi almak istedim ve Murat Bey ile sohbet ettik. Koyların harika; fakat rotanın zor ve kayalıklı olduğunu söyledi. Üzerine de “bence gitmeyin” diye ekledi. Yarım saat sürermiş tırmanması. Özellikle orman yoluna girildiğinde yokuş ve bol ağaçların olduğu, dolayısıyla da her türlü canlının barınabileceği bir yer imiş. Herhangi bir işletme de olmadığından olası bir aksilikte kimsecikler bulunmazmış. İçimden ‘ya şimdi, ya hiç!’ dedim ve o gün biraz da olsa sınırlarımı zorlamak istedim. Patikaya girmiş bulundum.

Bir süre yukarı doğru çıktıkça çıktım. Yol gittikçe daraldı. Daraldıkça tepeden deniz görünse de ilerleyeceğim yol belli değildi. Tamamen içgüdüsel olarak kayalara basa çıka ilerledim. Bu süreçte kendimi de keşfettim. Benim tırmanmam için deniz kokusunun olması şarttı. Mavi ile yeşil karışmazsa tıkanıp kalıyordum doğanın kucağında. Bu tarafımın farkındalığı içinde ilerlerken hayatın içerisinde bir kez daha yoga yapıyor olmanın tadını çıkardım.

Yaklaşık on dakikalık bir trekking’in ardından koy gözüktü. Tepeden muazzam bir görüntüsü vardı. Aşağıya indiğimde kim bilir nasıl bir manzara ile karşılaşacaktım. Yokuş aşağı saldım heyecanlı patilerimi. İşte Arpabükü Koyu! Koyun dibine vardığımda kusursuz resmin tadını çıkardım. Belli ki şairane bir ressamın fırçasından çıkmış olan bu yer, insana değişik bir huzurun da kapılarını açacaktı. Algımda değişimler gözlemledim.

Arpabükü Koyu

Arpabükü Koyu

Arpabükü’nün Sihri

Koyun suyu tabiri caizse tıpa tıp ‘cam’ idi! Sanki özenle dizilmiş olan yassı taşlar muazzam bir görsel oluşturuyordu. Yüzmek için sabırsızlandım ve kendimi suyun afili kollarına bıraktım. 

Arpabükü'nün sihirli suyu.

Arpabükü’nün sihirli suyu.

Arpabükü’nün bir sihri vardı. Hayatımda ilk defa böyle bir su ile karşı karşıyaydım. Denizin üst tabakası çivi gibi soğuk, alt tabakası basbayağı sıcacıktı. Doğal oyun alanımı yarattım ve sıcak ile soğuk dansı izledim. Bazı yerlerde ayağınızın altından fışır fışır çıkan su baloncuklarını hissedebiliyorsunuz. Bunun sebebi; kayaların altından çıkan doğal tatlı kaynak suyunun denize akıp, tuzlu suyla birleşiyor olması. Ayrıca gözle dikkatli baktığınızda da buzun suda çözülmesine benzer durumu gözlemleyebiliyorsunuz. Hatta suyun üstünden küçük bir yudum alın, tadının tatlı olduğunu farkedeceksiniz. Minik balıklar da cabası. Tanrım! Bu suyun içinde kalsam, uyusam-uyansam, hatta burada yaşasam olmaz mı?

Yapay müzik yerine, doğanın kendi müziğinin olduğu bir koy hayal edin. Şansıma tekne falan da yoktu. Kuş sesleri, rüzgar, mis koku eşliğinde epey bir yüzdüm. Altta ısındım, yorulunca üstte sırt üstü yatıp serinledim. Dinlendim ve sessizliğe karışan doğal müziği dinledim. Şimdi, sıra Liman’da.

Liman'a gidiş rotası.

Liman’a gidiş rotası.

Liman rotasına girildiğinde Arpabükü görüntüsü.

Liman rotasına girildiğinde Arpabükü görüntüsü.

Mandıra Filozofu’nun Evi

Yönetmenliğini yaptığı filmin başrolünde oynayan ve kalplerde Mandıra Filozofu olarak yer eden Müfit Can Saçıntı’nın set evini ziyarete gittim. Filmdeki kadarından katbekat daha özel bir koy imiş burası meğer.

Mandıra Filozofu’nun çekildiği yerin ismi: Liman. Arpabükü Koyu’nun yanında konuşlanmış bir koy. Buranın kıyısından tam karşıya baktığınızda Çökertme Koyu’nu görebilirsiniz. Burası da sessiz, sakin ve kendi halinde saklı bir cennet. Üç yanınız sık ağaçlarla çevrili iken, önünüz alabildiğine maviye karışan turkuaz bir deniz.

Liman'a birkaç dakika kala.

Liman’a birkaç dakika kala.

İşte o an!

İşte o an!

Filozofun kuyusu.

Filozofun kuyusu.

Arpabükü sahilini düz devam edin. Kumsalın bittiği yerden ormana doğru yokuş yukarı girin. Rotaya buradan başlayabilirsiniz. Yukarıdaki fotoğrafa işaretlediğim kırmızı patileri takip ettiğinizde Liman’a varmış olacaksınız. Yaklaşık 10-15 dakika da bu rota sürüyor. Diğerine göre daha yokuş ve direk ormanın içi. Ayrıca tüm yol boyunca denizi seyir halinde ilerlemenin de tadı bir başka tabii. Yola hep solda kalarak devam etmeye çalışın. Aksi takdirde normal bir patika olmadığından yolu uzatabilir ya da farklı yerlere gidebilirsiniz. Dik toprak yokuşu ve minik iskeleyi gördüğünüzde, kendinizi aşağı salıverin gari. Ben koşa koşa indim bir hışımla. Liman’a hoş geldiniz!

Küçük iskelede balık tutan bir adam ve ağacın gölgesine yerleşmiş çift dışında kimsecikler yoktu. Balık tutan adamla biraz lafladık. Ahtapot ve birkaç balık yakalamıştı. Tam o esnada oltaya bir balık daha takıldı. O an’ı ölümsüzleştirmesem olmazdı.

Turkuaza kaçan mavi denizin çevresini yemyeşil orta boylu, sık ağaçlar süslüyordu. Filozofun şirin taş evi olduğu gibi duruyordu. Hemen yanında ocak ve az ilerisinde kuyu vardı. Bir de tabela yerleştirmişlerdi filmin burada çekildiğini onaylayan. Zaten o ahşaba koşarak nasıl dokundum bilemem. Yorgunluktan sonra zafere ulaşmak gibi bir şeydi. Değişik bir his, güzel bir ambiyans.

Mandıra Filozofu'nun Çekildiği Yer

Mandıra Filozofu’nun Çekildiği Yer

Filozofun ocağı.

Filozofun ocağı.

Bugünlük benden bu kadar. Sonra yine görüşürüz belki belli mi olur? Öptüm, sevgiyle kalın.

Tags: , ,

3 Responses to Arpabükü İle Mandıra Filozofu’na Ziyaret

  1. web tasarım dedi ki:

    Arpabükü İle Mandıra Filozofu’na Ziyaret başlıklı konunuzu okudum ve beğendim. https://www.renklisen.com ailesi sizlere başarılı bir yayın hayatı diliyorum. Teşekkürler.

  2. cihancan dedi ki:

    Yazınızı bir rehber olarak görüp gezi programıma ekleyip tek tek hepsine gitmiş bulundum. Bir kaç şey eklemek isteyeceğim.

    İhtiyar balıkçı güzel restore edilmiş bir restoran; fakat çalışanlar ve işletenler için aynısını söyleyemeyeceğim. Hatırı sayılır bir ücrette yemek yememe rağmen daha yemeğim bitmeden, -kısa sohbetle şirket ortağı olduğunu söyleyen bey- başka müşterilerinin olduğunu ve masamı değiştirmemi talep etti. Bölgede arıcılık çok yaygın, yemek yerken arılar her tarafınızı sarıyor dolayısıyla.

    Arpabükü koyu mangalcılar haricinde güzeldi. Bakir bir koy değil maalesef. Deniz kestaneleri de buraları çok sevmiş olmalı.

    Mandıra Filozofu’nun evinin bulunduğu yerde birileri yerleşim yeri yapıyordu. Suyu çok güzel olmasına rağmen deniz kestaneleri yoğun olduğu için yüzmek zor. Buna rağmen ben girdim ama.

    Ben bayram tatilinde gitmiştim onun verdiği bir yoğunluk da vardı biraz.

    Gezmeye devam…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
22 ⁄ 11 =