fbpx MENU

Leonardo Da Vinci Expo: Dahi İstanbul’da Sanatseverlerle Buluşuyor

zümrüt yeşili lens

Air Optix Colors Gemstone Green Ve Solotica Lens Farkı

Jale Tan makaleleri.

19 Ocak 2018 Comments (0) Views: 1511 ANASAYFA, Kafama Göre

Aşk, Bir İnsanın Başına Gelen En Güzel Hastalık

‘Sizsiniz Jale o satırlarda adı geçen

Siz aşkın kuvvetiydiniz’ – S. Birsel

Ne zamandan beridir tam aşk ile ilgili bir şeyler karalayacağım; elim bir ileri gidiyor bir beri. Yazanlar bilir, hallerin gelmesi gerek ancak ki o hallerin, öyle çıkıverir bir anda kendiliğini bilir yazım dili.

Yine öyle bir an içindeyim, kapı çaldı. Gelen teyzem. Elindeki Saatli Maarif Takvimi’nden kopartılmış parçayı avcuma tutuşturuverdi. Bir de ne göreyim! ‘Şiirler Şiiri’ şiiri. Ne de tuhaf oldu bu cümle. Şiirde ismim geçiyor, şaşkınlık içerisindeyim. ‘Tesadüfün de bu kadarı!’ deyiverdiğim anda patır patır dökülmeye başlıyor kalemimden aşka dair zihnimde ne varsa.

Böyle bir şey lazımmış meğer bana, satırlarıma… Değişik bir enerji, farklı bir şiir. Önce takvimden bloga misafir ‘Şiirler Şiiri’, sonra kalemden aşka akan makale… 

ŞİİRLER ŞİİRİ

Yazdığım şiirler içinde benim

Bir tanesi öyle içten öyle güzel

Jale mutlak siz de beğenirsiniz

Bir yeri var hele bütün yazılanlara bedel

Sizsiniz Jale o satırlarda adı geçen

Beyhan sizsiniz, Güzin siz

Siz eskiden benim şiirlerime

Hep birden girerdiniz

Siz ki keskin kokuydunuz dünyadan

Yeşildiniz, parlaktınız, tizdiniz

Siz aşkın kuvvetiydiniz

On sekizinde ve baharda

Salah BİRSEL

Aşk İki Kişiliktir

Akıl ve mantığın bittiği yerdir. İkiyken bir olmaktır. Yanyanayken içine çektiğin şey nefes değil huzurdur. Bulduğunda kaybetmemek için önüne pek çok şey koyulamayan, sen farkında olmadan gökten düşüp ilk sıraya oturuvermiş olandır.

Sizden bir çırpıda vazgeçebilenleri salıverin gitsin. Hele bir de sıkışıverdiklerinde işine geldigi gibi davranan, ‘o zaman öyleydi şimdi böyle’ diye cızırdayanlardan uzak durun ki sizin de devreler yanmasın, dengeniz şaşmasın. Yok öyle bir şey efendim! Kimin zırt diye değişiverdiği görülmüş şu dünyada? Kılıfa uydurulanlar bile palavra. Yersen yersin, yemeyiverin bir zahmet. Farklı olan belli edecektir kendini on metreden elbet.

Cesaret işidir…

Duyguların değiştiği yerde alışkanlıkların ve başkalıkların asla değişmemesi mümkün müdür? Alışkanlıklar da değişir tüm hayatın akışı da… Tek yaşıyormuşçasına konforunda ve hayatında bir değişiklik olmasını istemeyenlerin bulaşmaması gereken bir duygu halidir. Her şey hep benim istediğim gibi olmalı mottosu, şımarıklığın dik alası olduğu kadar düşüncesizliğin de daniskasıdır. Çünkü; aşk iki kişiliktir.

Ortada buluşmak ve birlikte paylaşmaktır…

Denenmemişleri denemektir. Karşındakini kırmayıp önyargıları kırmak, büyüklüğe soyunmayıp yargılardan soyunmak; çırılçıplak kalmaktır. Özverili davrandığın ölçüde, emekle akar gider, feragat etmeyip mızmız bir çocuk edasıyla mütemadiyen ‘ben ben’ diyip hep kendi keyfine göre hareket ettiğinde bir gün biter. Egoyu yere bırakma, empati koltuğuna oturma vaktidir aşk.

Nefes almaksızın sadece kendi hikayelerini anlatanlardan ve kendini üstün görüp nasihat verip duranlardan arkanıza bakmadan kaçın. Aşk karşılıklı denge işidir. Mümkünse denginizle, en azından sizi anlayan biriyle bir ilişki yaşayın. Birbirinizle yarışmayın, yarıştırmayın; birbirinize her geçen gün biraz daha yaklaşın. Sizi tanımak için sorular sorana ve sizle aynı yolda yan yana yürüyecek olanla o yola çıkın. Aksi halde el ele yürüdüğünüzü sandığınız yolda arkanızdan gelen takibi, önünüzde yürüyen ahkam kesmeyi bıraktığında yanınıza baktığınızda kimseyi göremeyebilirsiniz. ‘Yol arkadaşı’ betimini diline sakız edene değil, kalbine kazıyıp yanınızda aynı adımlarla yürüyene saklayın. Saklayın saklayın ki; bir gün aniden yol arkadaşınız sizi yarı yolda bıraktığında şaşırıp afallamayın.

Aşkı diğer ilişkilerle kıyaslamayın ve karıştırmayın. Yetenekli ve çalışkan bir iş adamı harika bir sevgili olmayabilir ya da çok iyi bir arkadaş aşık rolünde bambaşka biri olabilir. Bilin. Kendisine yapılmasını istemediği şeyleri göz kırpmadan size yapabilenden sakının. Siz en iyisi, sizi kendinden bile sakınanı saklayın.

Sadakat altın kural iken size tam anlamıyla dürüst olmadığını hissettiğiniz, esasında bunun temelinde kendine dürüst olmaktan ve kendiyle yüzleşmekten korku olduğunu bildiğiniz kişilerden kaçının. Bu durum bir süre sonra kendinizden şüphe etmenize ve kendinize duyduğunuz saygıyı yitirmenize sebep olacaktır ki; bilimsel verilere dayanmayan duygular da çoğu zaman gerçek hislerden ibarettir. Kendisi ortadadır ama kanıt yoktur. Sırf bu düşüncenin var olması bile olasılıklarla ilgilidir. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz değil mi?

İç sesinize güvenin, ilk önce kendinize sarılın. Karşınızdaki ‘O’ ise, pek çok şeyi düşünmenize, huzursuzluk hissetmenize gerek bile kalmayacaktır. Dinginlik ve mutluluk sizin ilhamınız ve gücünüzle birlikte kendiliğinden var olacaktır. İnanın.

Bölüşüm İşidir

Sizi hakikaten tüm yüreğiyle seven, sadece sizinle değil; arkadaşlarınız, ilgi alanlarınız, hatta fobileriniz gibi size ait olan birçok şeyle de ilgilenir. Neye alerjiniz olduğunu, neyden hoşlanmayacağınızı iyi bilir. Size gösterdiği özeni, hayatınıza ve duygularınıza da gösterir.

Kendini dünyanın yedi harikasından biri sanmayan ve genellikle konuyu karşı taraf için işine gelirse, ‘senden önce böyleydi senden sonra da böyle’ gibi bir noktaya getirtmeye cesareti olmayanın incelik ve zerafetinde gizlidir aşk. Yüreği pır pır ettiğinden, sınırları çizerken bile karşı tarafı incitmemek adına parmak uçlarında usulca kapıyı aralayanın sihrinde saklı olandır. Şarkılar bile söyler kendi doğallığında gelişen değişimi: ‘Senden önce, senden sonra…’

Aşk duyguları fitillediği gibi hareketleri ve bedeni de dinamitler…

Aşık kişi istese de pasif olamaz. İçinde sürekli zamansız bir çocuk heyecanı, enerjisi yer alır. Ben yapamıyorum diyenin dili külliyen yalandır. İnsanın şu dünyada birkaç şey dışında yapamayacağı hiçbir şey yoktur. İstedikten sonra her şey yapılır. Mesele şu ki: ‘Yapamıyorum’un asıl anlamı yapmak istemiyorumdur.

‘Senin yüzünden’ dedikçe kendinizi suçlu hissettirene değil, ‘senin için’ diyip sizi özel kılana emek harcayın. Dağıtmaktan degil dağılmaktan korkmayanla uzlaşın. Gerekirse birlikte dağılın, beraber toparlayın. Birlikte gülüp beraber ağlayın. Çünkü yükü hafifleten bir bölüşüm işidir aşk. Utanıp sıkılanıcak, kasılıp saklanacak değil yedi cihanın bilmesinden rahatsız olunmayacak bir mutluluk halidir.

Aşk da değil ki mesele!

Bir aşk içinde pek çok anlam barındırır. Sevgili kimi zaman sırdaşın dostun, kimi zamansa suç ortağın en yakının, hatta bazen evinde en sevdiğin ve rahat ettiğin odandır aslında. Eğer hakikaten birine sırtınızı yaslamak istiyorsanız ilk önce onun tüm samimiyetiyle size sırtını yasladığına iyice emin olun. Aksi taktirde yarım yamalak yaslandığınız omuz bir gün mutlaka düşer ve siz sadece duygusal tarafınızdan değil pek çok eksikliğiniz ve hayalinizle yarım kalırsınız.

Aşk bazen tek gün, bazen bir ömür sürer…

Bazısı derine gömülüp üstü örtülür, bazısı ise olduğu yerden neşterle sökülür. Asırlardır ozanlara, mitlere konu olan uğrunda savaşlar yapılıp barışlar imzalanan aşk; bilimsel bir şey işte diyip hafife alınmayacak kadar derin, bir heves uğruna ziyan edilmeyecek kadar özeldir. Yaşayan bilir ancak tadını ya da sancısını, sızıyı.

… yaşayın! Hayatınızda sadece tek bir an bile olsa korkmadan ve hiçbir şeyin hesap kitabını yapmadan hür yaşayın.

Çünkü; aşk bir insanın başına gelen en güzel hastalık.

… ve unutmayın! Gerçek aşk, kişiyi olduğundan çok daha güçlü yapar.

Salah Birsel şiiri.

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
19 + 21 =