fbpx MENU

J.P. Sartre

21 Ağustos 2017 Tam Güneş Tutulması gerçekleşti.

21 Ağustos 2017 Tam Güneş Tutulması’nda Güneş’in Yüzölçümü Hesaplanacak

Bafa ve Kapıkırı Köyü.

30 Temmuz 2017 Comments (0) Views: 2992 ANASAYFA, Gezi

Bafa’nın Tarihi Kalbi: Kapıkırı Köyü

Suyun ve rüzgarın sesi var. Endemik kuş türlerinin özgürlüğü… Yüzbinlerce yıl önce yaşamış olan ruhların nefesleri var. Kayaların dokusu suret suret, Güneş pürüzsüz ışıl ışıl…

Işığa yüzünü dönmüş sayısız çeşitte ot ve bitki, ağaç türleri var. Kırmızıdan sarıya, sarıdan yeşile kaçan gölge oyunları arasında; önü masmavi Bafa Gölü dinginliği, arkası heybetli ihtişamıyla içten dışa konuşan Beşparmak Dağları arasında konuşlanmış rüya gibi bir köy hayal edin. Sonra o hayal düş olmaktan çıksın ve ismi Kapıkırı Köyü olsun.

Kapıkırı Köyü

Burası Kapıkırı Köyü. Temiz havası ve bol rüzgarıyla sessizlik ile uykunun kardeş duygular olduğu gizli bir diyar. Aynı zamanda da az nüfus ve bakir doğayla tanıştığınız minik bir köy. Ortalama yüz yirmi hanenin var olduğu bu yerde; cır cır böceği operasının traktör seslerine karıştığı, arada bir inek veya eşek sesinin o müthiş doğa şarkısına geri vokal yaptığı anların birinde, kendinizi gün batımına dakikalarca kilitli kalmış bulabilirsiniz. 

Pelikan Restoran’da günbatımı keyfi.

Kapıkırı, kayalar üzerine kurulu bir göl kenarı yerleşim yeri. Göl üzerinde beş tane ada mevcut. Hemen hemen köyün her noktasından göl manzarasını ve üzerinde yer alan adacıkları seyre dalmanız mümkün. Köyde pek çok yerde -dağınık olarak- Bizanslılar’dan kalma kalıntılara ve tarihi yapılara rastlayabilirsiniz. Hatta öyle ki; bazı evlerin garaj duvarı veya köyde yer alan okulun duvarları o dönemden kalma doğal kaya ve surlarla bütünleştirilmiş. 

Göl keyfi…

Doğallığın altın kural olduğu köyde, özgürce dolaşan tavuk, inek vb. hayvanlara rastlarken göl kenarında yürüyüş yapabilir veya balık tutabilirsiniz. En az yirmi çeşit kahvaltılığın -iddia ediyorum porsiyonlar dev büyük- masaya konduğu serpme kahvaltıyla güne başlayabilir, devamında közde kahve keyfiyle göl manzarasını seyre dalabilirsiniz. Heraklia antik kentinden kalma kalıntıları görmek adına kültürel geziye çıkabilir ya da Beşparmak Dağları’nda doğa yürüyüşü gerçekleştirebilirsiniz. Bafa Gölü üzerinde tekne turlarının da düzenlendiğini dip not geçeyim. Dilerseniz endemik kuş türlerinin üreme noktaları olan adalara bu turlarla daha yakından bakabilirsiniz. Göl kenarına ya da dağ eteklerine kamp kurabilir ve geceleri kucağınıza döküldü dökülecek üzere milyonlarca görünen yıldızları izleyebilirsiniz.  

Heraklia Antik Kenti’nden Geriye Kalanlar 

Kaynaklardan edindiğim bilgiye göre; M.Ö. 5. yüzyılda İonya kenti olan Latmos, M.Ö. 4. yüzyılda Pers İmparatorluğu’nun eline geçmiş. Bu arada Latmos, Beşparmak Dağları’nın eski adı imiş. Daha sonra Helenistik Dönem’in de etkisiyle Yunanlılar kente Heraklia adını vermiş. M.Ö. 1. yüzyılda Latmos Körfezi tıkanmaya başlamış ve git gide Heraklia kentinin denizle ilişkisi kesilmiş. Karyalılar’ın kenti olan Heraklia, Bizanslılar ve ardından Osmanlılar’ın eline geçmiş. 

Latmos

Rivayete göre Heraklia antik kenti masalları der ki; bir zamanlar Latmos (Beşparmak) Dağları’nda Endymion isimli bir çoban yaşarmış. Çoban çok yakışıklıymış. Kısa bir süre sonra Ay Tanrıçası Selene, Endymion’a gönlünü kaptırıvermiş ve dağlar ile liman kenti arasında büyük bir aşk başlamış. Selene geceleri yarini ziyarete gidermiş. Ay ışığı göle her yansıyıp su ışıkla oynaşıp kamaştığında aslında o sırada Endymion ile Selene aşk yaşarmış. 

Gel zaman git zaman günün birinde Zeus çoban ile Ay Tanrıçası’nın aşklarından çok etkilenmiş ve Endymion’a sormuş: “Dile benden ne dilersen!” Endymion, sonsuza kadar genç ve güzel kalmayı dilemiş. Bunun gerçek olabilmesi adına Zeus Endymion’u sonsuz bir uykuya yatırmış. Selene ise çobanı uyurken de ziyaret etmeye devam etmiş. Bu aşktan tam elli çocuk meydana gelmiş. 

Athena Tapınağı & Şehir Surları & Kaya Mezarlıkları

Herakleia’nın ilk gözünüze çarpabilecek yapısı: Athena Tapınağı. Sırtınızı dağa, önünüzü Bafa Gölü’ne verdiğinizde hemen sağınızdaki yükseltide yer alan tapınak M.Ö. 3. yüzyılda Dor nizamına göre inşa edilmiş. Buradan neredeyse köyün her yerini görebilmeniz mümkün.

Athena Tapınağı

Tapınağın bulunduğu kayalığın biraz altında Kapıkırı İlkokulu var. Şu an açık olmasa da zamanında orada eğitim görmüş olan çocukların ders aralarında tapınağa doğru soluklandıklarını düşündüğümde, buranın ne denli sihirli bir yer olduğunu bir kez daha hissediyorum. 

Heraklia’nın şehir surları Kaya Mezarlıkları’nın tam üstündeki tepede bulunuyor. Kapıkırı’nın girişinde çatallaşan yolda sağ tarafta Latmos ve Pelikan Pansiyon var. Oradan değil de sol taraftan yola devam ederseniz ‘Rock Tombs’ yazılı tabelayı hemen göreceksiniz. Ondan sonrası araç ile değil yürüyerek devam edebileceğiniz bir yol. Her ne kadar surlar uzak gibi görünse de aslında 5-10 dakikalık bir yürüme mesafesi yakınlığındalar. İnce bir toprak patikadan surlara tırmanabilirsiniz. 

Şehir Surları

Şehir surları tepedeki kayalıkların üzerinde yer alıyor. Yine Athena Tapınağı’nda olduğu gibi, bu sefer Kapıkırı Köyü’nü ters açıdan gözlemleyebiliyorsunuz. Kentin surları M.Ö. 287 yılında General Lysimakhos tarafından yaptırılmış ve 65 tane kule ve göl seviyesinden 500 metre yukarıya çıkan 4 mil uzunluğundaki duvarlarla Heraklia’yı çevirmekteymiş. Düzgün kesme taş bloklarlardan örülmüş duvarlar günümüzde bile iyi durumda görünüyordu. Aralarına sonradan yapıları korumak adına ek taşlar yerleştirilmişti. 

Şehir Surları’na varıp kemerden geçip ilerlemeye devam ettiğinizde Kaya Mezarlıkları sizi karşılayacak. Göle doğru basamak basamak inen kayalıklar üzerinde kayaya oyulma sanduka şeklindeki mezar nişlerine rastlayacaksınız. Bazılarının üzerinde kapak var bazılarında ise yok. Ayrıca suyun altında da kaldığı belli olan bir sürü mezarlık var. Minik ebatlarda olanların çocuk mezarlığı olduğunu sanıyorum.

Kaya Mezarlıkları

Birinin yanına oturup dokundum, kayayı sevdim. Cidden enerjisi yoğun ve hissiyatı tüyler ürpertici idi. Zaten Kapıkırı’nın hemen hemen pek çok yerinde tarihi kalıntılardan ziyade mezarlıklara da rastlamanız mümkün. Kaynaklara göre; burada çeşitli yerlere dağılmış tam 2500 adet mezar varmış. Eğer birazcık olsun enerji ile yakından uzaktan ilgileniyorsanız Heraklia’daki manyetik alanı hissetmemeniz mümkün değil. Kelimenin tam anlamıyla buranın atmosferinde; güçlü, dingin ve bir o kadar da çevrelenip orta alanda oluşup sizi kuşatan baskın bir akış hakim. 

Kapıkırı’na Nasıl Gidilir?

Didim – Söke tarafından gelirken Bafa’nın merkezine geldiğinizde sol tarafta bir tabela göreceksiniz. Tabelada ‘Kapıkırı’ yazıyor. Oradan sola giriş yaparak uzun ince ve dar köy yolunu takip edin. Gölyaka’yı geçtikten sonra Kapıkırı sizi karşılayacak.

Eğer Bodrum tarafından geliyorsanız sağdan giriş yapmanız gerekiyor; lakin tabela vb. bir işaret maalesef yok. Merkeze geldiğinizde ‘Kapıkırı’na nasıl gidilir?‘ diye sormanız gerekebilir. Aksi taktirde minik girişi kaçırmanız an meselesi. Biz aynı hataya düştük ve ‘Aydın İl Sınırı’ tabelasını gördüğümüzde aklımız başımıza geldi. Geri dönerek ilk söylediğim şekilde Kapıkırı’na giriş yaptık. 

Gölyaka’nın içerisinde Yediler Manastırı parkuru bulunuyor. Sağ taraftaki tabelaları devam ederseniz Kapıkırı’na varmadan bir manastırı da ziyaret edebilirsiniz. Yalnız 1 km. kadar araçla köyün tepesine çıkıp aracınızı park ettikten sonra yaklaşık 1,5 saatlik bir orman yürüyüşü sizi bekliyor olacak. Yediler Manastırı, Beşparmak Dağları’nın neredeyse zirvesinde ve trekking yolu biraz engebeli ve dar bir yol. 

Ayrıca önümüzdeki tarihlerde Ali Sunal filmleri arasına bir yenisi daha ekleniyor. Ağustos ayı içerisinde Kapıkırı Köyü’nde film çekimlerine başlanacağı duyumlarını aldım. Siz benden duymuş olmayın Güldür Güldür ekibi de orda olacakmış. 

Öptüm, sarıldım sayın!

İyi gezmeler! 

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
17 + 18 =