fbpx MENU

BMW’den 100. Yıl Sürprizi

İncirliin Mağarası Ve Uyku Vadisi

16 Haziran 2016 Comments (0) Views: 1623 ANASAYFA, Sinema

Değişmekten Korkma: 8 Saniye

‘Sizden tek bir şey istiyorum. Bu salondan hayatınızda en az tek bir kişiyi affetmiş olarak çıkın; ama önce kendinizi. Unutmayın. Bunun için sadece sekiz saniyeniz var.’ – E. İnal

Türk yapımı olduğunda filmlerden uzak durduğum ve biraz araştırdıktan sonra yabancı bir yapım izlemeye koyulduğum gerçek. Ne var ki; “8 Saniye” alışılagelmedik çizgisiyle beni kendisine çekmeyi başardı.  

8 Saniye

8 Saniye

Çoğu zaman olması gereken şeylerin olması gerektiği zamanda kendiliğinden olduğu doğru. Yine öyle bir an’a denk geldim ve baştan sonra duygular arası sıçramalar yaşayarak filmi izledim. Gözlerimin dolduğu da oldu, kahkahalar attığım da… Bir kez daha aynı şeyin farkına vardım: Affetmek yüceliktir ve kişi, ancak kabul edip değişime izin verirse kendi özgürlüğünü yakalayabilir.

8 Saniye, içi dışı yaşama sevinciyle yanıp tutuşan bir kızın, Berlin’deki hayatına ve yaşadıklarına doğru bizi enteresan bir yolculuğa çıkartıyor. Anka kuşu betimlemesi, ışığa giden yol, hareket eden duvarlar, patlayan camlar, uçmak ve gökyüzünden yeryüzüne iniş… Aynı zamanda filmin biyografik bir özelliğinin bulunduğunun da altını çizmekte fayda var. Esra İnal’ın gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek uyarlanan film; psikolojik duygu değişimleri, astral seyahat, var oluş felsefesi ve lucid rüya gibi konulara masalımsı bir bakış açısı ile yaklaşmış.

Replikler sade ve senaryo su gibi akıyor. Sahne geçişleri muntazam. Görsel olarak yakın çekim tekniği kullanılan bazı sahnelerde yılların ilerleyişi yumuşacık. İzleyiciyi sıkmayan olaylar zinciri kurgusu, zihni de pek fazla yormuyor üstelik. ‘Yüksek farkındalık’ hususuna özel dokunuşlar yapan yapımın, algısı açık olan izleyicilerde filmi daha da tatlı ve anlaşılır kılacağı taraftarıyım.

Tarzı ne diye soracak olursanız, bana göre; psikolojik sürreal bir film. Yönetmen koltuğunda G.O.R.A. ve Aşk Tesadüfleri Sever filmlerinden anımsayacağınız Ömer Faruk Sorak oturuyor. Imdb puanı 6.6 olan filme benim puanım: 7. Sonuçta bu tarz yapımlarda henüz yolun çok başında da olsak ilerleyen dönemlerde iyi işler çıkacağının sinyalini almış oluyoruz yavaş yavaş.

Her aydınlığın arkasında bir karanlık olduğu gibi, mutlaka her karanlığın arkasından da bir Güneş doğacaktır. Yaşam bir nefes kadar kısa. Hayat mı sizi seçsin istersiniz; yoksa siz mi seçimlerinizi yapmak? Karar sizin.

Bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyorsanız kararlarınızı değiştirin. Kötüye giden şeylere ancak kendiniz “dur!” diyebilirsiniz. Başkalarını bundan sorumlu tutmak, olan gerçekliği daha da zorlayacak ve sizi daha büyük bir çıkmaza sokmaktan başka bir işe yaramayacak. O halde aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamak istemediğiniz halde niye hep aynısını kendinize yapıyorsunuz?

Yıllardır sahip olduğumuz alışkanlıklardan kurtulmak zaman alabilir. Önemli olan değişimden korkmamaktır. Cenneti inşa etmek insanın kendi elinde!

Sen de değişmekten korkma. İyi seyirler!

Rüyalar...

Rüyalar…

Koş!

Koş!

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
30 ⁄ 15 =