fbpx MENU

Janis Lyn Joplin

Diyabet İçin Diyet

8 Ekim 2014 Comments (0) Views: 1158 ANASAYFA, Kafama Göre

En Ağır Tokat

Hayatınızda bir kez bile olsa içinde ‘tokat’ sözcüğü geçen bir olay yaşamış ya da yaşanan bir duruma tanık olmuşsunuzdur. Bazen sözlerden nasibini alır kişi, bazense tensel temastan. ‘Bıçak yarası geçer; dil yarası geçmez’ diyenler de var, kadına şiddet için sokak boyu yürüyenler de… Tokatın şekli şemali ne olursa olsun kötü, ağır bir duygu bana göre. Kimi kılıfına sokar ‘ama haketti’ diye diye, kimisi konduramaz kendine de cehaletin densizliğini dile getiremez, verir kuvveti bileğine. Biri agresiftir, diğeri bilge. Sözler de tokat görevi görür bir yerde. Öyle ya da böyle; şartı koşulu ne olursa olsun kabul edilir bir tarafı yoktur, olmamalıdır hiçbir devirde.

Öyle sözler duyar ki kulağımız, hayatın tokadını yedik o an sanırız. Bir gün gelir sonra, biz giderken Mersin’e her şey gider tersine. Vurucu bir an olur ve yine yapıştırırız yaftayı: ‘Hayat ne sağlam vurdu be!’ Zaman geçer. Gün olur, devran döner. Her şey normale seyreder. Aynı terane almış başını gider. Aşina türkülerle yol alırız. Hani, nerede kaldı o tokatın ağırlığı?

Böyle ilerlemiyor işte o işler. Biraz daha farklıymış. İnsanoğlu bir gün öyle bir tokat yiyor ki; o tokat, ağırlığınca ağırlığı da silkeleyip beraberinde götürüyor. Bunu ise hayatta en çok değer verdiğin kişi yapabiliyor ancak. Boğaz düğümlenirken göz pınarları boncuklanıyor. Kalp atışlarının hız kazandığı sırada, baştan ayağa kaynar bir su boca ediyor. Sersefil duygularla öksüz bir kişi olup kalıveriyorsun iç dünyanda, o dakikadan sonra. Ne kolay unutuluyor, ne de sonra samanlık seyran yola devam ediliyor. Üşüyorsun. Her hatırladığında birdaha düşüyorsun. Tuhaf bir mekanizma oluşturmaya başlıyor içten içe dünyan. Silkelenip kendine geliyor, yeminlerle tövbeler arasındaki ince çizgide kavga halleri yaşıyorsun. Dünya resmen kayıp giderken ayaklarının altından, bir anda bambaşka ve yepyeni bir dünyanın içinde var olma hevesiyle yıkanıyorsun. Öncesi ve sonrası oluşuyor her yerde her şeyde. Öncesinden vazgeçip sonrasında dik durmaya başlıyorsun.

En ağırı da ne biliyor musunuz? Bu tokat sizi kendinize getirirken, sizden o an’a kadar olan tüm geçmişi yakıp yıkarak götürüyor. Siz, siz olup gerçeklerle baş başa kalıveriyorsunuz. Önceden yediğiniz tokatların hiçbir vasfı kalmıyor. Çünkü artık biliyor ve öğreniyorsunuz; insana en ağır tokatı ancak en güvendiği ve inandığı kişinin atabileceğini.

Açıkgöz zihin, hafif beden, hevesli ve umutlu bir gelecek dahilinde hayat ile barışıyorsunuz. Ağırlık… O sadece tokatın en büyüğünü yediğiniz an’ın öncesinde kalan sıradan bir sözcük olarak kalıyor literatürünüzde. Bir başınıza yola devam ediyorsunuz. Bir başınıza; ama bir birey olarak. En güzeli de bu.

Blessed be!

Tags: ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
21 − 19 =