fbpx MENU

Mart Ayı Burç Yorumları

Asiçiçek

21 Şubat 2015 Comments (2) Views: 1604 ANASAYFA, Kafama Göre

En Büyük Engelimiz: Kendimiz

‘Şikayetle öze ırak düşeceğine, özgürlük kapılarını aç şükür niyetle.

Varsın olsun, gök uzak dursun; yıldızları topla Güneş eteğinde.’ – J. Tan 

Ayak bileklerim suyun içinde. Yürüyorum ufka doğru. Önümde uçsuz bucaksız turkuaz bir deniz. Sağımda solumda zirvesi sisli dağlar. Sağ omzuma şarkı mırıldanan bir kelebek konuyor. Parlaklığı göz alıcı. Tekrar yukarı uçtuğunda başımı kaldırıyorum göğe doğru. Dakikalardır gökkuşağının altında ilerliyormuşum meğer. Rüzgar cildimi sevdiğinde gözlerim açılıyor istemeden. Odamdayız kızımla ben. Biriz ve en büyük engelimiz: Kendimiz.

Ne zaman gözlerimi kapasam entel düşler ülkesine gönderiyorum kendimi. Olmak istediğim yere. Kuralların ve dayatmaların hiç var olmadığı, insanların akıldan değil kalpten doğduğu cennete. Kuşların özgürce uçabildiği, kanat çırpış seslerinin insanoğlu algısında farkındalık duygusu uyandıran, üstüne de konuşmaya hiç gerek kalmayan tam bir doğa senfoni orkestrasının göbeği orası. Gürültüye harcadığımız vakitlerin tecavüz ettiği an’da kalma duygusuna karşın an’ı yaşamak için biçilmiş bir kaftandır sessizlik ve beraberinde getirdiği dinginlik.

Ne de çok konuşuyoruz durmadan. Duymuyoruz konuşmaktan. Her günün hep aynı gündemi; isyan ve şikayet. Kendi hayatımızda şikayet edecek çok şey var; parasızlık, trafik, plan ve programa oturtturulmaya çalışılan tüm mecburiyetler. Yetmeyince başkalarının hayatına da uzanıyor mesele. Liste; meclis kavgaları, tecavüzler, kazalar, değişen yasalar, üst komşunun ayıbı, arkadaş kazığı… Tanrıcılık oynuyoruz kendi çapımızda. Kimin iyi kimin kötü, neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar veriyoruz aklımızca. Bu şikayet veya olmazların sonuna da mutlaka dipnot düşüyoruz. ‘Ben olsaydım öyle yapmazdım’ diyen birine ‘ama sen o değilsin ki nasıl hissettiğini bilesin’ deme cesaretini gösteremiyor hiç kimse. ‘Şimdi doğada olmak vardı’ dendiğinde, bunu söylemek yerine kaç kişi gerçekleştirebiliyor kalbinden geçeni? Peki, tüm sorunların kaynağı gerçekten dünya mı? Bunca şikayete vakit ayırırken şükredebileceğin hiç mi bir şey yok hayatında? Çelişki tam da burada başlıyor işte. Kendi yarattığımız dünyadan memnun olmuyoruz. Çünkü belli ki iç benliğimizle bunu istemiyoruz. Ters giden bir şeyler olduğunda ilk önce oraya bakmalıyız; içimize. Kendimizi dinlemeliyiz.

GERÇEK SEN BİR NEFES 

Suya para vermek istemeyen biri o parayı kazanmak için günlerini, gecelerini heba etmemeli. Gidip dağ başında su kaynağı olan bir yerde yaşamalı. Zor olmamalı bu. Zorlayıcı etkenlerin hepsi, kendimiz dışında geri kalan her şeyi dinlediğimizde başlar. Toplumsal tabular ne zaman ki; yıkılmaya başlanır, kişinin aidiyetlik hissettiği yer de o zaman şekil kazanır. Aynı şekilde kabul etmenin özgürlüğü de ayrı bir tattadır. Gitmek değil de kalabilmektir zor olan. Zorun neresinde ne kadar kalmak istediğini ise; yine insanoğlu seçer. Şikayet ediyorsan eğer, yeterince dinlemiyorsun demektir kendini.

‘Şimdi belki de hiç olmadığın kadar kendine dürüst ol. Gözlerini kapa. Beklentisizce izle zihnindeki boşluğu. Belki bir görüntü, belki bir ses, belki bir hissiyat belirecek; belki de kim bilir, hiçbir şey olmayacak. Sadece orada kalabilir misin? O birkaç dakikalık an’da. İzin ver; gerçek sen bir nefes alsın.’

Az önce olduğun yerde sadece yalın bir sen vardın. Hayatın içinde de böyle kalabilir misin? Yargısız, koşulsuz ve kaygısız; olduğun gibi engelsiz. Belki şimdiden sonraki seçimlerine bu halde kalarak karar vermelisin. Sen insansın ve inan ki; çok güçlüsün. Engelleri aş, şikayet yerine şükret.

Blessed be!

Tags: , ,

2 Responses to En Büyük Engelimiz: Kendimiz

  1. tuca dedi ki:

    Asiçiçek sen birtanesin! 🙂 Takip etmeye devam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
27 × 3 =