fbpx MENU

43 Farklı İsimden ‘Gürültüler’

Unsuz Ve Yağsız Kek Nasıl Yapılır?

5 Ağustos 2015 Comments (0) Views: 1662 ANASAYFA, Kafama Göre

Fark Ettiklerimi Fark Etmeyenlere

Seviyorum yolculukları. Yolcu olmak güzel. Yolda olmak daha da… Asıl özel olan en hafiflemiş şekilde yola çıkmak. 

İki ay yerine sadece üç günün sonunda her şey umduğumuzun aksine değişebiliyor mesela. Güneşin bu sefer tam da hayatının göbeğine deli gibi parladığını hissedecekken insanoğlu, bir gecede güzel bir hayal yerini alabildiğine tipi fırtınasına bırakabiliyor keskin bir geçişle. O ışığın yakmış olduğu parmak uçlarıyla yolculuğun kıyısından dönmeye niyetlenirken niyet ettiklerimizi değil de daha çok yaşamamız gerekenleri yaşıyor gibiyiz velhasıl. Sözler sihrini damdan düşme bahanelerle yitirebiliyor göz kırpma mesafesi darlığında. Şaşkınlık ya da kızgınlık kelimesiyle alışmak yer değiştiriyor bir süre sonra. O değil de en fazla düşündüklerini söyle(-ye)meyen ya da söylediğini düşün(-e)meyen güldürüyor son zamanlarda. Çağımızın yeni trendi: Hoş geldin, tek tip üretim! Ne de çoksunuz, varsınız; ama yoksunuz.

Şimdi hani farkındalığın tavan, alışmışlığın taban yaptığı anda nam-ı diğer karşı cinsin, sırtını koltuğa yaslayıp “oldu bu iş, hallettik” diye sigarasından bir duman aldıktan sonra hallice alkol bardağına uzanıp kahkahalara derin bir huzurla aktığı o an var ya; yok aslında. Öyle sanılan içi boş, dışı süslü püslü birkaç takla. Asıl tiyatro ve komedi araya tıkıştırılan gereksiz teferruatta. Farkında olmuyor açıkça insan kılıfına uydurayım derken düştüğü gülünç durumun. Balık mıdır oltaya takılan, olta mıdır balığı yakaladığını sanan? Muamma. Her iki pencereden de “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” esasında. Asıl farkındalık öteki tarafta. Hem de öyle bir farkındalık ki; öyle sanılsın, böyle kalsın. Her ne olursa olsun “kendimden vazgeçmeyeceğim” farkındalığı bu.

Durağan hayatların darmadağın koyundayız. Yitik masalların kayıp prens(-es)lerine endeksli yaşıyoruz anlarımızı. Anılardan şikayetçi, anlardan muzdaripiz. Koyvermişiz, aslında bir o kadar da tam tersi. Tüm illegalliğin dibine vurmak istiyor bazen bünyem. Beynim tepikliyor edalı hikayeleri. Sonra tümceler dibe vuruyor. Memnuniyetsiziz aslında her birimiz, en sonunda hepimiz. Musmutlu hikayede ortak rolü paylaşan müşterek bedenlilerin bile bir tepkisi var nihayetinde; düne, en olmadı bugüne, bir ihtimal geleceğe.

Engelleri aşamıyoruz. Dibine kadar sebebi gerçekliğe batmışız. İnandırmışız kendimizi bir kere kavram ilişkisinin ebedi varlığına. Kendimizi gözü kapalı bırakamıyoruz ya hani. Bir ihtimal de bıraktırılmıyoruzdur belki. Geçmişizdir sözcüklerin hüküm giydiği dönemleri. Lal bir gerçekliğin peşindeyizdir, daha baki.

Fark ettiklerimi fark etmeyenlere selam olsun.

Şimdi yine bir yolculuk vakti. Güneş yükselirken güneye…

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
11 × 30 =