fbpx MENU

Gezmeyen Kalmasın

Charles Bukowski

5 Temmuz 2014 Comments (0) Views: 1717 ANASAYFA, ETKİNLİK, Festival, Sen De Dene

Gezmeyen Kalmasın 2

Ramazan Şenlikleri’ndeki gezim tam sürat devam ediyordu. Sempatik stand görevlileri ile sevimli minik kulübelerin görüntüsü içimde sıcacık duyguların yeşermesine vesile oldu. Aynı sırada ilerlerken sol taraftaki mumlardı gözüme çarpan. Rengarenk mumlar değişik formlara sokulmuş tezgahın üzerinde, yavru kedi, ağaç kütüğü, fil gibi pek çok enteresan tasarımlarla yerini almıştı. El yapımı olan mumların hemen yanını İstanbul kokulu küçük tuvaller süslüyordu. Kız Kulesi martıları, Beyoğlu tramvayının sesiyle buluşuyordu adeta.

Festival alanının her bir yanı boya ve sanat kokuyordu. Sihirli bir atmosferde değerli bir havayı soluyor gibiydim. Az biraz ileriden köşeyi döndüğümde seramik atölyesiyle karşılaştım. Önünde minik bir uygulama alanı yaratmışlardı festival ziyaretçileri için. İsteyene cüzi bir ücret karşılığında ve hemen o anda, oracıkta kille çalışarak minik vazo yapmasını öğretiyorlardı.

Aynı sıranın son standında rengarenk olan ortam ilgimi çekti. Adımlarımı düşünmeden oraya yönlendirdim. Kulübenin duvarlarına asılmış resimler ve mumlama batik tekniğiyle boyanmış ciciler vardı içeride. Daha çok yaklaştığımda resimlerin ‘Ebru Sanatı’ ile yapılmış çalışmalar olduğunu farkettim. Stand tezgahında Ebru uygulaması için özel bir alan ayrılmıştı. Rengarenk boyalar, fırçaya benzer ucu değişik kalınlıkta çubuklar ve içi su dolu dikdörtgen bir havuz vardı.

‘Ebru’ İle Tanışma

Kıvırcık saçlı ve güleryüzlü bir bayan duruyordu standta. Hemen yanaştım ve bu sanatı denemek istediğimi söyledim. İlkin tanıştık. Etrafına pozitif enerjiler yayan bayanın ismi Seçil Erkol imiş. Ardından bana verilen kırmızı önlüğü giydim. Yapacağımız çalışmanın adı Battal Ebru’ idi.

Battal Ebru; Ebru’ya başlamak isteyenler için ilk basamak olarak düşünülebilir. Boyaların koyu renkten başlanarak açık renge doğru kitreli su üzerine serpilmesiyle elde edilir. Boyalar yüzeyde eşit miktarda ve büyüklükte dağıtılmalıdır. Her ne kadar kolay gibi görünüyor olsa da zat-ı halim bizzat zorlandı. Eğer siz de benim gibi ilk defa deneyecekseniz, kağıtta durduğu gibi kolay olmadığını bilmenizi isterim. Hele ki aklınızın bir köşesinde diğer Ebru çeşitlerini de denemek var ise; mutlaka ilk önce Battal Ebru’yu doğru yapmanız gerekir. Onun da; Somaki Battal, Serpmeli Battal gibi türleri mevcuttur. Çalışma esnasında suda erimeyen bitkisel boyalar kullanılır ve uygulama ‘tekne’ adı verilen kapta su üzerinde gerçekleştirilerek kumaş ya da kağıda aktarılır.

‘Ebru’ İle Kaynaşma

Seçil Hanım gülümsedi: ‘E, hazır olduğumuza göre başlayalım o vakit!’

Heyecanlıydım. Hayatımda ilk defa ablamla aynı ismi taşıyan ‘Ebru Sanatı’ yapacaktım. Heveslenmek güzel histi. Gözlerim renkli boyalar ile tekne arasında gezip duruyordu. Büyülenmiştim atmosferden. Neden daha önce bu sanat dalıyla ilgilenmediğimi, kendime sormaktan alıkoyamadım o an. Daldım gittim derin denizlere. Enerjisi gibi ses tonu da huzur verici olan öğretmenim Seçil Hanım konuşmaya başladığında başımı onun olduğu yöne çevirdim. Tane tane malzemelerle ne yapmam gerektiğini anlatıyor diğer yandan da kendi önündeki teknesinde anlattığını gösteriyordu. Aşama aşama öğrenecek, kademe kademe uygulayacaktık birlikte.

Fon oluşturma

Fon oluşturma

İlk önce fırçayı mavi boyaya batırarak tekne üzerine boyayı serpiştiriyordum. Gelişigüzel suya damlattığım boya bittiğinde uygulamayı yineliyordum. Bu şekilde yaparak üzerinde çalışılacak zemini, bir nevi astarımı oluşturuyordum. Beneklerin arasında boşluk olduğunda öğretmenim, boşlukları doldurmaya devam etmem gerektiğini söyledi. Aralıklı bir zeminde çalışılamıyormuş Ebru.

Astar tamam olduğunda yatağın iyice şekillenmesi için bir çubuk aldım elime. Seçil Hanım’dan bu malzemeye ‘biz’ dendiğini öğrendiğimde bir hayli şaşırdım. Yabancıydım bu sanatl dalındaki terimlere. Yeni bir şey öğrendim. Mutlu oldum. Malzeme, tekneye boya bırakmak için ya da bırakılan boyaları şekillendirmek için kullanılıyordu. Biz ile git geller yapmayı öğrenerek enine ve boyuna teknedeki suda dalgalanmalar yapmaya çalıştım. Artık çalışmamın fonu hazırdı.

Bir yandan hoşsohbetiyle bana eşlik eden öğretmenim Seçil Hanım, gerektiği vakit de çalışmanın inceliklerini anlatıyordu. Diğer yandan ‘süper gidiyorsun’ gibi tümcelerle destek vermeyi de ihmal etmiyordu elimi izlerken. O böyle dedikçe daha da motive oluyor; ama heyecanlandığım için de minikten titreyen parmaklarımı saf dışı bırakamıyordum.

Bir sonraki adımlarda neler yaptım, nasıl zorluklarla karşılaştım? Onları da bir sonraki yazımda anlatacağım. Hep söylüyorum, yine de söyleyeceğim: ‘O standları gezmeyen kalmasın!’ Sevimli Cuma ertesiler!

Yazının bir öncesini okumak için…

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
9 + 12 =