fbpx MENU

İstanbul’un Gizli Masalı 6

Pazar OT’laması

18 Ekim 2014 Comments (1) Views: 2667 ANASAYFA, ASİÇİÇEK, Müzik

Hakan Kurşun İle Stüdyo Kahvesi

Almanya’da doğup 80’li yıllarda Türkiye’ye yerleşen ve çocukluğundan beri müzikle içli dışlı olan Hakan Kurşun, lise yıllarında çeşitli gruplarla konserler vermeye başladı. İlerleyen dönemlerde müziğini bir adım daha öteye taşımak isteyen müzisyen, eğitim için yurt dışına gitti. Viyana SAE Enstitüsü’nde aldığı Ses Mühendisliği eğitiminin ardından, Londra’daki Middlesex Üniversitesi Kayıt Sanatları bölümünü tamamladı.

1996’da Kaos ve 2003’de Kütle isimli çok değerli albümleri Türk Rock tarihine kazandıran prodüktör Hakan Kurşun; Fatih Erkoç, Sezen Aksu, Nazan Öncel, Akın Eldes, Kerem Görsev gibi daha pek çok değerli ismin çalışmasına katkıda bulunarak yoluna devam etti. Bugüne kadar doksanı aşkın albümde ses mühendisi, aranjör, besteci, müzisyen ve yapımcı olarak emeği geçmiş olan müzisyenin yeni albümü de yolda.

Black Box İstanbul’un bitmesinin ardından, şu sıralar Ocak ayında çıkarmayı planladığı albümün kayıtlarıyla uğraşan Hakan Kurşun’u kendi stüdyosunda ziyaret ettim. Samimi mizacıyla beni karşılayıp kendi buluşu ‘stüdyo kahvesi’ ikramında bulunan müzisyen, bir gece önce yapmış olduğu yeni kaydını da dinletti biz kahvelerimizi yudumlarken. Şarkı başladığı andan itibaren Hakan Kurşun imzası taşıdığını belli ediyordu değişik vokallerden ve müziğin güçlü alt yapısından. Geriye kalan merak için Ocak’da çıkacak albümü dinlemenizi öneriyorum.

Benim kahvelerim şekersizdir. Onu atmosferdeki sohbet tatlandırır her zaman. Son kaydını dinletme inceliğinde bulunan Hakan Kurşun’a teşekkürlerimi iletiyor, ‘stüdyo kahvesi nedir?’ diye soranlara ‘sır aramızda, söyleyemem’ diyerekten sizi o anlarla baş başa bırakıyorum.

Hakan Kurşun

Hakan Kurşun

Müzik yapmaya ilk ne zaman, nasıl başladınız?

‘Çocukken tenis raketiyle gitar çalıp, arabada koltuklara vurarak ve evde tepinerek başladım sanırım. Sonra bu arkadaşlarla birlikte ‘haydi müzik yapalım’a dönüşünce gitar çalmayı öğrenmek istedim 8 yaşındayken. Klasik gitar eğitimi almaya başladım. Daha sonra bir grup kurma ihtiyacı doğdu. Elektro gitara ve ardından akustik gitara geçtiğimde 12 yaşındaydım. Arkadaşlarla kendi aramızda müzik yapıyorduk o dönem. 14 yaşından sonra yaptığım müziği kasetçalarda ping-pong tekniği ile kaydetmeye başladım.

 

İstanbul Erkek Lisesi’nde Cem Cem Hakan diye bir grup kurduk. Hatta bir dönem adımız Kısadevre idi. Kendi afişlerimizi hazırlayarak insanları etkinliğe davet ediyorduk. Konserde hep birlikte eğlenip coşuyorduk. Bir süre böyle devam ettikten sonra o grup Aqua’ya dönüştü. 1982 yılında festivallerde çalmaya başladık. Bazen konsere üç gitar başlıyorduk. Sonra ben davula geçiyordum, ardından basa… Eğleniyorduk. Çeşitli çalgılarla vakit geçirdiğim keyifli bir dönemdi.

 

Lise bittikten sonra üniversite yıllarında Other Gate isimli grubu kurduk. Üniversite şenliklerinde çaldık. Herkes profesyonel olmak istemiyor bu yolda. Ben devam etmek istedim.’

İlk projenizin gelişim süreci nasıl oluştu?

‘Buradan toparlanıp Viyana’ya gittim. ‘Ses Mühendisliği’ bölümünü okuyarak Londra’da ‘Kayıt Sanatları’ üzerine lisans yaptım. Orada Polonyalı müzisyenlerle tanıştım ve onlarla birlikte bir proje geliştirdik. İlk ciddi projem, şarkıcı Kayah ile yaptığımız çalışmaydı diyebilirim. Bir dönem birlikte çalıştık.’

Yurt dışında gezdiğiniz stüdyoları baz alırsak Türkiye’nin bu konudaki açığı nedir?

‘Türkiye’de senfonik müzik kayıt stüdyosu yok. Ülkemizde her türlü ara boyutlar var; ama gerçek anlamda, büyük senfonik müzik kaydedebileceğimiz, geniş hacimlere sahip olan büyük stüdyo geleneği yok.’

Peki, neden bu konuda bir faaliyete geçilmiyor?

‘Çünkü; bunu oluşturacak sermaye ve kültür birikimi olmamasıyla birlikte, öyle bir ihtiyaç da yok şu an.’

En keyif aldığınız proje hangisiydi?

‘Bugüne kadar yüze yakın proje üstlendim. Aslında tüm çalışmalar keyifli geçiyor. En keyif aldığım projelerden bir tanesi; Krystof Szcieranskie’nin ‘Far Away’ isimli Caz albümüydü. Kayıtları Polonya’da tamamladık ve çok fazla misafir sanatçı vardı. Voo-Voo ile Lobi Yabi isimli LP formatında bir çalışma yapmıştık. Kayıtlar

'Mesleğimde seçici davranmayı seviyorum.'

‘Mesleğimde seçici davranmayı seviyorum.’

diğer albüme göre daha uzun sürmüştü; ama çok eğlenceliydi. Oradaki çalışmaların yanı sıra burada Kerem Görsev ile üç albüm yaptık. Ben ses mühendisliği yapıyordum. Kayıtlar hızlı ilerlediği için zaman boşa gitmiyordu ve son derece keyifli işler ortaya çıkıyordu.

 

Mesleğimde seçici davranmayı seviyorum. Sadece istediğim işlerle ilgileniyor, istemediklerimi yapmıyorum. Bu yüzden tüm çalışmalardan ayrı keyif alıyorum.’

80’li yıllarda şarkı kendini dinlettirirken klip geri planda kalırdı, şimdi ise klip izlettiriyor; ama müzik geri planda kalıyor. Sizce o yılların deneysel müziği ile yaratıcı klipleri tarihe mi gömüldü?

‘Müziği yayınladığın zaman birçok insan, o yayınlanan içerik hakkında çeşitli çalışmalarda bulunuyor. 80’li yıllarda eğer televizyonda bir video klip yayınlanıyorsa o, birçok süzgeçten geçmiş oluyordu ve endüstrinin seçmiş olduğu ağır bir seçkiydi aslında. Dolayısıyla bu filtrelemeler çoklu filtreleme mekanizmasıydı. Çeşitli sermaye gruplarının, değişik tarzlardaki müzikleri filtreleyerek geliştirip üretmesinden sonra paketleyerek bize sunuyordu müzik endüstrisi. Onun dışında, kimse bunu yapamıyordu. Çünkü; yayın teknolojisi daha kapalı bir devre sistemler bütünüydü, kayıt teknolojisinin maliyeti fazlaydı ve ulaşılmazdı. Herkes yapamadığı için de yapılan işler çok daha fazla tecrübeli gruplar tarafından üretiliyor ve o sermaye de bu işleri destekliyordu.

 

Günümüzde aslında durum daha iyi. Çünkü; yayıncılık daha basitleşti. Kayıt teknolojileri değişti. Daha çok insan kayıt yapabiliyor. Akabinde de daha bireysel işler duyabiliyoruz artık. Yani; çok büyük çalışma ekipleri tarafından üretilmiş işler değil bunlar.’

Müzikal anlamda iyi bir noktaya geldiğimizden bahsetmek mümkün mü?

‘Hayır, değil. Bir geçiş dönemindeyiz şu an aslında. İnsanlar tek başına müzik yapmayı öğrenecek. Kendisini yayıncı olarak tanımlayıp şarkısını ve sözünü yazarak onu kaydeden, bütün işlerle kendi ya da iki-üç kişilik bir ekiple yapan kişiler oluşmaya başladı.’

Kasetin pabucunu mp3’e bırakmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘Bu bir progresyon. İlerlerken değişip gelişiyoruz. Buna adapte olabilmek lazım. Bir iş modelinin çökmüş olması, yeni iş modellerinin çıkmaması için bir neden değil. Günümüzde müzikten para kazanmak için farklı bir bilgi birikimi gerekiyor. Dolayısıyla ben aslında olumlu bakıyorum; ama kolay değil tabii adapte olmak. Eğer adapte olmak istemiyorsanız, bu dönemi sancılı geçirebilirsiniz şahsen. Fikrimce; adapte olmakta fayda var. Oturduğum yerde istersem şarkımı kaydedip yükleyebiliyorum internete. Böylece de çalışmamı ulaşılabilir kılıyorum.’

Bu aralar ne yapıyor Hakan Kurşun?

‘Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nde ‘Müzik Endüstrisi’ ve İstanbul Teknik Üniversitesi MIAM’da ‘Müzik Pazarlaması’, ‘Yapım Analizi’ ile ‘Müzik İşletmeciliği’ derslerini veriyorum.

 

2015 Ocak ayında çıkmasını planladığım yeni albümümün kayıtları üzerinde çalışıyorum.’

Klip düşünüyor musunuz?

‘(Gülerek) Kesinlikle! Bir sürü klip… Hikayelerden oluşacak.

 

Dersler ve albüm projesi dışında akustik danışmanlık yapıyorum. Son iki yıldır Maslak’daki Black Box İstanbul salonu projesi üzerinde çalışıyordum. Tasarladık ve uyguladık. Black Box İstanbul, bu yaz tamamlandı. Hollandalı tasarım ekibi Peutz ile beraber çalıştım. Onların buradaki temsilciliğini yapıyorum. İlerleyen zamanlarda aynı ekiple başka projelerimiz de olacak.’

Black Box İstanbul’un dizaynından bahseder misiniz?

‘Gerçekten çok özel bir amplified music hall tasarıma sahip, beş bin sekiz yüz kişilik güzel bir salon oldu. Sahne yok. Her şey modüler. İçeriye tırla girip istediğinizi yapabiliyorsunuz. Sonra tırlarınızı yükleyip

Hakan Kurşun İle Stüdyo Kahvesi

Hakan Kurşun İle Stüdyo Kahvesi

çıkabiliyorsunuz. Yani; içerisi açık bir tasarım, çatı 8 noktada 2,5 ton taşıyor. Dolayısıyla ek bir konstrüksiyon getirmenize gerek yok. Zemin düz ve kapısı yüksek. Değişken formattaki gösterilere ev sahipliği yapabilecek bir mekan olarak tasarlandı.’

Yakın gelecekte canlı performansınızı dinleyebilecek miyiz?

‘Şu an için herhangi bir konser planım yok. Öncelikle albüm kayıtlarımı bitirmek istiyorum. Tabii albüm yayınlandıktan sonra dinleyiciyle buluşmayı düşünüyorum.’

Keyifli sohbetiniz için teşekkürler.

‘Rica ederim.’

Röportaj: Asiçiçek

Tags: , , ,

One Response to Hakan Kurşun İle Stüdyo Kahvesi

  1. tuca birtane dedi ki:

    Hep böyle bir hayatım olsun istemişimdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
25 × 8 =