fbpx MENU

İstanbul’un Gizli Masalı 4

İstanbul’un Gizli Masalı 6

16 Ekim 2014 Comments (0) Views: 1762 ANASAYFA, Kitap

İstanbul’un Gizli Masalı 5

Kitap incelemesinde Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nı incelemeye devam ediyoruz.


ELEŞTİRİ

3.1. Eğitim İle İlgili Değerlendirme

Şık Selim’den bakire Zeynep’e, dürüstlük abidesi antikacı Arif’ten, sahtekarlıkta uzmanlaşmış olan Elias’a; ağzıbozuk Çıtak İbo’dan pis kokulu çingeneye kadar uzanan öykülerdeki karakterler, farklı kesimlerden farklı okuyuculara hitap ediyor. Burjuva ile avam kesimi büyük bir usatlıkla harmanladığını düşündüğüm yazarın kitabı, her tarzdan insanın okuyabileceği ve herkesin sayfalarda volta atarken kendinden ufak da olsa bir şeyler bulabileceği cinsten.

Ali Teoman, on sekizinci sayfada kullandığı “aksak semai” terimi ve saat ile yağmurun uyumunu tasvir ederken tercih ettiği cümlelerle –bir (es) bir ki (es) bir(es) bir (es) ki (s. 15), 1 (es) 1 2(es) 1 (es) 1 (es) 2 (s. 17)- okuyucunun dikkatini musikiye olan ilgisine çekmeyi başarıyor.

Kitabı eğitim açısından her ne kadar değerlendirmeye çalışsam da pek fazla söylenecek kelam bulamadığımı belirtmek istiyorum. Kitabın dikkatle tasarlanmış kurgusuyla düşündürücü yanı, ne yazık ki eğitici yanına oranla daha ağır basmakta. “Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı” kolay, anlaşılır ve betimlemelerle dolu az sayfalara kocaman hayatların sığdırıldığı bir kitap aslında. Öyküyü iyi anlayabilmek için –birkaç yer haricinde- öyle eski Türkçe bilgisi falan da istememiş yazar okuyucudan.

Bazı okuyucuları zorlayabilecek mısralardan birkaçı (s. 17):

“ açıldı sineme bir taze yare

gam-ı pinhanım oldu aşikâre

acep bu der-i aşka var mı çare

tahammül kalmadı sabrü karare. ”

Kitabın genel içeriğine baktığımızda 42. sayfa haricinde cinsel öğelere bu denli aleni rastlamasak da -sadece bu sayfadan dolayı bile olsa- henüz reşit olmamış bir çocuğun, bu kitabı okuması taraftarı değilim. Ne de olsa bilinmeyen ya da yasak şeylerin insan karakterinde her zaman cezbedici bir rolü vardır ve bu merak, ufak yaştaki bir okuyucunun gelişiminde olumsuz sapmalara neden olabilir.

Cinsel öğe içeren cümle:

“Hem bilirsin, kadınlar iki türlü doyuma ulaşabiliyor, yani vajinal orgazm ve klitoral orgazm demek istiyorum. ”

Kitabın yazarı Ali Teoman, bu yapıtıyla “1991 Haldun Taner Öykü Ödülü” almıştır.

3.2. Dilbilgisi İle İlgili Değerlendirme

Eserinde betimlemelere hemen hemen her sayfada bolca yer veren Ali Teoman, ağdalı bir dil kullanmaktan kaçınmış ve yalın kelimeler kullanarak öyküsünün anlaşılabilirliğini kolay kılmıştır; fakat birkaç sayfada, consensus (s. 25), yuppie way of life (s. 26), arrivist (s. 29) gibi kullandığı yabancı kelimeler “Türkçe’nin katli” olarak nitelendirebileceğim ve benimle aynı görüşte olan okur-yazarları rahatsız edebilecek türden. Biraz da alıntılardan kaçınmalıymış sevgili yazar, kanımca…

Ne var ki; hikaye sonuna kadar uzun cümlelerden –Bu “iyi yaşamak, hızlı yaşamak” modası -evet, çünkü bağlamı değişik olsa da tam anlamıyla bir tür modaydı bu kitlesel eğilim- seksenli yılların hemen başında birçok değer şey gibi belki biraz da dışarıda öğrenimlerini tamamlayıp Türkiye’ye dönen bu gençler tarafından, doğrudan doğruya Amerika’dan ithal edilmiş, ardından da televizyon, basın ve sinema gibi kitle iletişim araçları yoluyla yaygınlaştırılıp benimsetilerek vazgeçilmez ve herşeyin üzerinde, bir standart, diğer tüm olguların ona göre ölçüldüğü, herkesçe kabul görmüş bir consensus haline getirilmişti. (s. 25)- bir türlü vazgeçemeyen yazar, zaman zaman tekdüze anlatımıyla okuyucuyu boğmaktadır. Eğer yapıtta ara ara karşılaştığımız tırnak işareti içindeki diyalogların sayısı zenginleştirilseydi, öykünün okuyucuyu çok daha fazla sürükleyeceği kanısındayım. Şahsen bir okuyucu olarak sayfalarca aynı konağa dair betimlemeleri okumaktan sıkıldım; ama zekice düzenlenmiş kurgunun sonunu merak ettiğim için de kitabı bitirmeden elimden bırakamadım. Düşünüyorum da Ali Teoman, farklı hayatların sorunlarını işleyen duygusal bir öykü kitabı değil de uzun soluklu bir polisiye romanı yazsaydı daha iyi olmaz mıydı?

Eserinde devrik cümlelere bolcana yer veren yazar, çoğunlukla cümlelerde sıfatları, zarfları, nesneleri kullanmaktan yana. Ağırlıkla isim cümlelerinin kullanıldığı kitapta, argo kullanımından kaçınılmış. Semiyolojik açıdan başarılı bulduğum yazarın, hayal gücüne diyecek bir lafım yok; fakat keşke öykülerinde Türkçe’ye biraz daha hakim olabilseydi.


Yarın, sanatsal değerlendirme ve mektup ile kitap incelemesini tamamlayacağız.

Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı kitap incelemesinde; Olay dizini, kişiler, yer ve zaman ile yapı & plan özellikleri…

Tags: , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
4 − 1 =