fbpx MENU

İstanbul’un Gizli Masalı 5

Hakan Kurşun İle Stüdyo Kahvesi

17 Ekim 2014 Comments (0) Views: 1479 ANASAYFA, Kitap

İstanbul’un Gizli Masalı 6

3.3. Sanatsal Değerlendirme

“Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı”; okunması ve ardından tozlu raflarda yerini alması gereken bir kitap. İstanbul insanının ruhsal sorunlarına değinen, karmaşık kurgusuyla hikayenin sonunda insanı şaşırtan ve yoğun betimlemeleriye okuyucunun okurken karakterleri, mekanları, durumları hayalinde kolay canlandırmasını sağlayabilen az sayfalara sığdırılmış şirin bir “Ali Teoman” çalışması. Yalnız defalarca okunabilecek ve her okunuşta leziz tatlar alınabilecek bir öykü kitabı olmamış. Kitabın bir kez okunduktan sonra insanda bir daha okuma hissi uyandırmamasının –şahsen bende böyle oldu-, satırlarda yer alan can sıkıcı tekerrürlerden ve yazarın Türkçe’ye olan hakimiyetsizliğinden kaynaklandığını düşünmekteyim.

1991 yılında daha önce hiç öykü yazmadığı bilinen bir bayan tarafından “Haldun Taner Öykü Ödülü”ne layık görülen “Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı”, ödülden sonra Simavi Yayınları’ndan “Nurten Ay” imzasıyla piyasaya çıkmış. 27 Mayıs Pazar günü ise, Hürriyet gazetesinde “Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nın gizli yazarı 16 yıl sonra ortaya çıktı” manşetiyle yayınlanan haberde; Ali Teoman, Nurten Ay’ın kendisinin arkadaşı olduğunu, biraraya gelerek böyle bir karar aldıklarını, öykülerin kendine ait olduğunu ve izlediği politikayı nedenleriyle birlikte anlatmış. Bana pek de akıl kârı gelmeyen bu açıklamalar ve yazarın oluşturmaya çalıştığı gereksiz çizgisi, kitabın -her ne kadar ödül alan bir yapıt da olsa- kafamda yer alan sanatsal anlamdaki değerini düşürmüş oldu. Kendine özgüveni olan ve yazılarına güvenen bir sanatçı niçin gerçek kimliğini gizleme gereği duysun ki?

Ali Teoman’ın beni büyüleyen tek yanı eserleri arasına içinde bol bol İstanbul semtlerinin de geçtiği (bkz: “1.3. Yer ve Zaman” s. 8) bir yapıt eklemesi oldu. Müzisyen olduğumdan, az da olsa kitapta geçen müzik terimleri kitaba daha samimi yaklaşmamı sağladı. Hele ki “caz” sözcüğünü okuduğumda –Az sonra otomobilin içine caz standartlarının tatlı ezgisi yayılmaya başladı (s. 32)- yüzüme tatlı bir tebessümün yerleştiğini hatırlıyorum. Kitaptaki değişik benzetmeler de –Alto saksafonun nazlı ve soğuk bir kadını andıran kadife yumuşak sesi okşuyordu onları âdeta (s. 32). Saatin camlı bir kapağın arkasında asılı duran rakkası, sanki sihirli bir elin dokunuşuyla birdenbire donuvermişçesine hareketsizdi. Selim’e ağzı hayretten açık kalmış ve bu haliyle bir buz kalıbının içine hapsedilmiş, şaşkın bir adamı hatırlatıyordu bu saat (s. 34)- “Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı”nın beğendiğim diğer bir yönü.

Kısacası, kitabın bir başyapıt olduğunu düşünmüyorum; ama vakit geçirilmesi ve okurken aynı zamanda da hayal dünyasında kolay yaşanabilirliği açısından Constantinopolis, müzik ve öykü türü karışımı bir şeyler arıyorsanız; buyrun bir de siz okuyun derim!

                                                                                                                             17 Ekim 2014

Sevgili Ali Teoman,

 

Öykü türünde yazmış olduğunuz “Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı” isimli kitabınızı okudum. Öncelikle, şehrine bağlı ve aşık bir İstanbullu olarak, böyle bir konu seçtiğiniz ve bunu bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum!

 

Kitabınızı okurken zaman zaman Kuzguncuk’daki konakta pirinç kanepeye oturdum, zaman zaman da kendimi antikacı dükkanında müşteriye sahte tuğrayı satarken tedirginlik içinde buldum. Tabirleriniz gerçekten çok hoş. Yalnız affınıza sığınarak dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var. Okuyucuyu sayafalardan alıp hayal dünyasına götüren bu imgeleme sanatınız, gücünü detaylı betimleme ve sağlam tabirlerinizden alsa gerek; fakat öyle uzun cümleler kurmuşsunuz ve sayfalar boyu öyle aynı tasvirler yapmışsınız ki, bu biraz bunaltıcı olmuş. Karışmak haddime değil belki ama; eğer görüşlerimi bir okuyucu fikri olarak alıp değerlendirirseniz, daha güzel ve sürükleyici öyküler ya da romanlar yazabileceğiniz kanısındayım.

 

En az iki Batı diline (İngilizce ve Fransızca) hakim olduğunuzu biliyorum; ama nedense ben bir türlü Türkçe’ye çok iyi hakim olduğunuzu göremedim satırlarınızda. Keşki yabancı kelimeleri bu yapıtınıza hiç karıştırmasaydınız dediğim cinsten. Müziğe olan ilginizi ise, taktir ettim. Sayfalarda hafif bir Türk Sanat Müziği ve caz müziği esintileri yakaladım. Biliyor musunuz ben de bir müzisyenim aslında. Bu nedenle öykünüzü daha da bir zevk ile okudum.

 

Son olarak, bir okuyucunuz olarak sizden ricam; çizginizden ayrılmayarak yine farklı konuların değinildiği,  ilginç karakterlerin işlendiği, insanların derin iç dünyasında gezinildiği yeni öykü kitaplarınızla bizi yalnız bırakmamanız ve bilhassa bu yeni kitaplarınızda Türk diline daha itinayla yaklaşmanızdır.

 

Edebiyat hayatınızda başarılar! Sevgi ve saygılarımı sunarım.

                                                                                           

                Okuyucunuz, Asiçiçek


En nihayetinde Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nın kitap incelemesini bitirmiş bulunmaktayız. Edebiyat dolu günler diliyorum.

İstanbul’un Gizli Masalı: İÇERİK ÖZELLİKLERİ / 1.1 Olay Dizisi

İstanbul’un Gizli Masalı 2: 1.2 Kişiler

İstanbul’un Gizli Masalı 3: 1.3 Yer ve Zaman

İstanbul’un Gizli Masalı 4: YAPI & PLAN ÖZELLİKLERİ

İstanbul’un Gizli Masalı 5: ELEŞTİRİ / 3.1 Eğitim İle İlgili Değerlendirme, 3.2 Dilbilgisi İle İlgili Değerlendirme

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
6 ⁄ 2 =