fbpx MENU

Lava Lamp Çılgınlığını Kendin Yap

Kurt Donald Cobain

2 Haziran 2015 Comments (0) Views: 1657 ANASAYFA, Kafama Göre

Mavi Pabuçlardan Ballı Hardala

Mavi pabuçlar vesilesiyle bugün dut ağacı ile haşır neşir olan ben, karnımı dut sevdasıyla doyurma hayalini kurarken günü ballı hardalla sonlandırdım. ‘Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer’ tam da burdan geliyor sanırım ezelden. Toprak Ana’nın misafirleriyiz. Umduğumu değil bulduğumu yediğim bir gün idi bugün.

İlginç yaşamın bir acayip canlılarıyız biz insanlar. Hava olaylarına bağlı olarak değişkenlik gösteren psikolojik iniş çıkışlarımız da işin içine girince buna hayat deniyor. Türlü olaylar zincirinde sadece küçük bir halka olarak yerimizi alıp gece gündüzle akıtarak zamanı, geçiriyoruz mevsimleri.

Judy Garland’ı kırmızı pabuçlar içinde hatırlamayan yoktur herhalde. Ne zaman bir yerlerde kırmızı ayakkabı görsem Dorothy Gale’in o sihirli dünyası aklıma geliyor. Çocukluk ilginç bir dönem. O dönemde hafızada yer eden imgeleri hayat bir şekilde ilerki yaşlarda size geri anımsatabiliyor. Şimdi bir de bunların mavi renkte olanları var piyasada. Ne var ki onları giyen etrafındaki sihri kaçırabiliyor. Ben bunu bu tarz ayakkabıların epey parlak olmasına bağlıyorum. O kadar parlak ki ‘ben buradayım’ diyen şaşaları var. Diğer yandan da o parlaklık, ayna gibi geçmişte yaşanılan tüm nevrotik sancıları geçmişten geleceğe taşıyabilme özelliğine sahip sanırım. Bu sayede Oz Büyücüsü’nde havalanan ev günümüzde yerini uçan arkadaşlıklara bırakıyor. O değil de uçan kaçan şeyler önemsenmemeli bence. Çok da üstelememeli. İnsanoğlu kimi kazanıp kime yol vereceğini iyi bilmeli. Gerçek ne olursa olsun kişinin kendi gerçeği, penceresinden kafasını dışarıya çıkardığı kadarıyla sınırlıdır. Bakmak görebilmek demek değildir. Zaten hiçbir şey de göründüğü gibi değildir.

Mamma mia!

Mamma mia!

Toprak candır boşuna demem. Aslında boşu boşuna hiçbir şey demem. Ne zaman modum düşse atarım kendimi çayıra çimene. Sahi! Koşulsuz sevgi ve yüksek farkındalık çerçevesinde o kadar iyi anlaşılabilen bir şey ki doğa! Onu bile üzüyoruz diye düşündüğümde, bir tarafa burkulan dudaklarıma öteki taraftan hafifleyen ağırlığım oturuyor. Boşuna olmayan hoşuma giden bir günün daha içindeydim en nihayetinde bugün. Dut ağacının gölgesinde egzotik hayallere dalarken birazdan kucağımda tuttuğum koskocaman kabı tepeleme doldurmayı planlıyorum. Eve gidip tıka basa dut ile doyurmak midemi tek arzum. Öyle olmadı! Olgunlaşmamış meğer dutlar tam da olması gerektiği gibi. Ne kadar da büyük bir kap ile yola çıktığımı kabın içindeki iki avuç duta baka baka düşünürken tuttum evin yolunu. E, doymadım pek tabii. Ne umdum ne buldum diye düşünürken ballı hardallı mamalar indi mideme aniden. Doymuştum. Mutluydum. Huzurluydum.

Renklere takılmayın. Bağlarınızı pamuk ipliği ile bağlamayın. Huzursuzluktan uzak durun. Kendinizi sevin, bilin. Bilmeyenlere ballı hardallı iki dilim. Sevgi her şeydir, bir şey ağızdan çıkıyorsa gerçektir. Bol su için ve çokçana gülümseyin.

Blessed be!

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
52 ⁄ 26 =