fbpx MENU

Gramafonia’dan ‘Velvet Veins’ Müjdesi

Renkler Hayatına Mı Hükmediyor?

19 Haziran 2015 Comments (0) Views: 2597 ANASAYFA, ASİÇİÇEK, ETKİNLİK, Festival, Müzik, Resim & Fotoğraf

Neon Öncesi Çizginin Ötesinde Bir ‘Deliköpek’

‘Hayatın içinde bir şeyler kötü giderse bu beni daha çok motive ediyor.’ – A. Zeki Yüksel

Bir Kadıköy akşamının Shaft sahnesinde rastladım Dinar Bandosu’na. Hoplaya zıplaya müzik yapan, eğlendikleri için izleyicinin de eğlenmesini sağlayan bir grup idi sahnedeki muhteşem altılı. Bir ara sounda theremin sesi eklendi ve onu çalan kişiyle şarkı renklendi. Peki, o kimdi?

Deliköpek

Deliköpek

Asaf Zeki Yüksel -pek çoğunun böyle bildiği nam-ı diğer Deliköpek- müziğe çok erken yaşta merak salmış. Daha küçük bir çocukken su borusu, bahçe hortumu gibi şeylerden tuhaf sesler çıkarmaya başlamış. Aslında hayali saksafon çalmakmış. Geçen zamanla birlikte müzik onun için daha da büyük bir tutkuya dönüşmüş ve kendi biriktirdiği değişik materyallerden enstrüman yaparak deneysel müziğin içinde ilginç, keyifli bir keşif yolculuğuna adım atmış.

Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nü tamamlayan Deliköpek, fırçalar ve seslerin birleştiği dünyada içsel yolculuğuna devam etmekte. Theremin, analog synthesizer, ney, saksafon, klarnet, trompet çaldığı enstrümanlardan sadece birkaçı. Aynı zamanda sahne performanslarıyla da ilgilenen sanatçı, sisteme olan tepkisini sanatıyla dışa vurmakta. Dolayısıyla da düzenin ta kendisi beslendiği en net duygular arasında.

Atölyesinde üflemeli, yaylı, tuşlu çalgıların yanı sıra, uzun bir zaman diliminde toparladığı ve kendi icadı olan tuhaf enstrümanlar epey geniş bir alan kaplıyor. Yarısı kesilip duvara dayanmış, açıklıkta olan tellerden o şekilde çalınması için ayarlanmış bir piyano, üzerinde delikler açılarak üflemeli çalgı haline getirilmiş mandallı bir boru ve etrafta enstrüman olmayı bekleyen bir sürü kabuk, kurutulmuş objeler var.

Osman’ın röportaj esnasındaki sevgi gösterilerini de belirtmezsem olmaz şimdi! Aya da gidelim Osman. Kemikleri gömelim Osman. Rakıyı sek içelim Osman… Tra la la…

A. Zeki Yüksel

A. Zeki Yüksel

Köpeklerle aranız nasıl?

‘Çocukluğumdan beri köpekleri çok seviyorum. Devamlı köpeklerim oluyor ve onlarla beraber yaşıyorum. Mesela köpekler, bir dakika öncesi veya bir dakika sonrasını düşünmez ve koşulsuz sevgiye sahiptirler. Bir dönem de AKUT ‘Köpek Arama Kurtarma’ ekibindeydim.’

Deliköpek nereden geliyor?

‘Hem birazcık delilik var, hem de biraz köpeklik! (Güldü) Genelde insanlar “köpek” denildiği vakit bunu aşağılanmak olarak algılıyor. Benim için ise tam tersi. İnsan olmaktansa köpek olmayı tercih ederim. Bir de köpekliği herkes sanıyor ki; köpek köledir ve insan ne derse onu yapar. Halbuki köpek dosttur ve onda var olan karşılıksız sevgidir. İnsanlar hep pragmatik düşündüklerinden her daim bir beklentileri var. Karşılık olmadığı zaman sevmezler mesela; ama gerçek sevgide karşılık ve beklenti diye bir şey olmaması gerekir. Mutluluk köpekliktedir!’

D: 'Aslında bizim hiçbir şeye ihtiyacımız yok.'

D: ‘Aslında bizim hiçbir şeye ihtiyacımız yok.’

Bir nevi Kinizm yani?

‘Aynen öyle! Köpeksi bir yaşam anlamında… Hikayedeki Diogenes, toprak bir fıçının içinde çıplak yaşıyor. Bir de su kabı var. Bir gün köpeklerin su içmesini gözlemliyor ve o kaba da ihtiyacı olmadığını fark ettikten sonra kabı fırlatıp atıyor. Aslında bizim hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Sistem insanlara -sanki ihtiyaçları varmışçasına- sürekli tüketime dayalı mecburiyetler empoze ettiği için bilinçaltı hep meşgul. Yeni bir ürün piyasaya sürülüyor misal, onu almak için herkes var gücüyle bir efor sarfediyor. İşte bu sefer gerçekten köle gibi çalışan insan mutsuz oluyor. Bütün hayatını da buna harcıyor.’

Bir dönem kızılderililerle yaşadığınız doğru mu?

’90’lı yıllarda Ontario’nun ‘Finger Lakes’ yakınlarındaki Reservation Village’de beş yıl kadar kalmıştım. Duvar resimleri yapıyordum o sıra. Bazı zamanlar ise kızılderili arkadaşlarımla bir araya gelip drum circle yapardık. Şarkı söyleyerek eğlenip keyifli vakitler geçirirdik.’

Analog synthesizer

Analog synthesizer

Boyalar ve seslerle el ele tutuşmanızı tetikleyen ne oldu?

‘Ben resme çok geç başladım. Ailemde de sanatla ilgilenen biri hiç olmadı. Bu belli bir bilince ulaşıp ruhun isyan etmesiyle ilgili bir şey bence. Kimi insan bunu renklerle, boyalarla dile getirirken bazıları müzikle ya da sözcüklerle, şiirle veya sinemayla bunu gerçekleştiriyor. Bana kalırsa hepsinin konsepti aynı ve ortak nokta; kişinin kendini ifade etmek istemesi. Benim sanatımı tetikleyen ise hayatın ta kendisi! Sistem beni değiştirmeye çalıştıkça bu bende kendimi koruma içgüdüsüyle harekete geçiren bir tepki halini alıyor ve sanatla uğraşmaya başlıyorum. Dolayısıyla hayatın içinde bir şeyler kötü giderse bu beni daha çok motive ediyor.’

Deliköpek’in bir ütopyası var mı?

’70’lerden bu yana ütopik bir jenerasyon olduğumuz için her zaman var. Bu zamanla değişiyor tabii. Benim şu anki ütopyam; büyük bir arazide köpek şalteri açıp bütün sokak köpeklerini orada korumak! İnsanlara karşı korumak…’

Dinar Bandosu’nun isim atası kim?

‘Biz ilk zamanlar Ali Ece ve Kerem Tansever ile birlikte kurmuştuk grubu. Yıl 2003… Ali Ece edebiyatla ilgileniyordu daha çok. Şair Ece Ayhan’ın hikayesinden gelen Dinar Bandosu’dur aslında ismen. Onun hikayesinde hayali bir bandosu vardı. O bandonun piyanosunu Çetin Altan, kontrbasını Aziz Nesin çalsın gibi hayaller… Biz oradan esinlendik. Selamsız Bandosu filminde geçen Dinar Bandosu da aslında Ece Ayhan’ın hikayesinden gelen bando.’ 

Şu anki kadroda kimler var?

‘Davullarda Yılma Karatuna, basta Erdem Aydaş, gitarda Douglas Vegas, vokalde Ali Asaf Sarıca, klavyede Kayahan Balta ve geri vokal ile theremin, ney, saksafon gibi enstrümanlarda ben varım.’

Fotoğraf: Elroy Jetson

Fotoğraf: Elroy Jetson

Tarzınızda punk, oryantal, experimental psychedelic rock gibi geniş bir skala var. Bunun sebebi nedir?

‘Gruptaki tüm üyelerin hayat görüşü, yaşam biçimi ve dinlediği müzikler birbirinden oldukça farklı. Kimisi rock, diğeri punk, bir başkası psychedelic müzik seviyor aramızda. O yüzden de herkes ortaya farklı bir şeyler getiriyor ve böyle bir müzik meydana çıkıyor. Bir de şöyle bir şey var; oturup da hani şunu şöyle sentez yapalım, böyle çalalım diye çok fazla düşünmüyoruz. Bizim için önemli olan ruh. Hissettiğimiz gibi davranıyoruz.’

Röportaj: Asiçiçek

Son olarak; Deliköpek, 2 Temmuz’da Ayata ve 13 Temmuz’da Neon Festivali’nde sahne alacak.

Şu an Ayata için yeni müzikler üzerinde çalışan A. Zeki Yüksel, şaman ekibiyle festival açılışını gerçekleştirecek. Neon’da ise önceden hazırladığı elektronik alt yapının üzerine enstrümanlarıyla doğaçlama eşlik edeceğinden festival alanında bulunan arkadaşlar performansa katılım sağlayabilecek.  

Festivale gelirken renkli ve havalı kıyafetlerinizi yanınıza almayı unutmayın. En çılgın danslarımızla göl kenarında buluşalım.

Ayata ve Neon’da görüşmek dileğiyle!

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
27 ⁄ 3 =