fbpx MENU

Masal Diyarı Patagonya

Düştüm Ayvalık Yoluna

8 Şubat 2015 Comments (0) Views: 2631 ANASAYFA, ASİÇİÇEK, Müzik

Onor Bumbum İle Onurca

Yıllar önceydi. Aslında her şey, bir arkadaşımın önümde duran laptop’a uzanıp ‘bomba bir parça var, dinlemeniz lazım’ diyerek play tuşuna basmasıyla başladı.

‘Dokun’ ilk önce bazı yerlerde makro çekilmiş kareleriyle kitledi ekrana beni, sonra yumuşak ve akıcı ritmiyle… Vokal şarkıya başladığında ‘vay!’ dedim. Bu sound’a rastlamak zor idi Türkiye’de. Kırılgan, bir o kadar da güçlü bir bağ vardı ritim ile şarkı sözleri arasında. O günden bugüne Bumbum’u severek dinler, çalışmalarını ilgiyle takip ederim.

Elektronik müzik son yıllarda aldı başını yürüdü. Onur Uzunismail‘in yeri bende epey ayrıdır. Müziğin sadece çalma kısmıyla değil enstrüman yapımıyla da haşır neşir olan müzisyenin kendisi bir süredir Amerika’da yaşadığından, röportajı yazılı olarak gerçekleştirdik. Vaktini ayırıp beni kırmayan bu güzel insana teşekkürlerimi borç bilir, sizi Onor Bumbum ile Onurca‘ya davet ederim.

Onor Bumbum

Onor Bumbum

Müzik dinlemeyi bir adım öteye taşıyarak yazmaya başladığın ilk an’ı hatırlıyor musun? Nasıl bir dışavurumdu?

‘Hatırlamaz olur muyum? Altı yaşımdayken ablamın kasetlerinin üzerine -ondan habersiz- orgunu kullanarak yaptığım şarkıları kaydediyordum. Şarkıların içeriğini pek hatırlayamıyorum; ama herhalde ‘yaramaz bir oğlanın günlük olaylara yorumları’ temasında, özgün deneysel elektronik (org sonuçta) müzik yapıyordum.’

Yazmak ile yaşamak arasındaki tek harf gibi midir sence fark?

‘Bence öyle değil. Yazmak ve yaşamak tamamen farklı iki ayrı şey. Yazmak bir kusma eylemi benim için. Yaşadıklarımdan, hayal ettiklerimden içime oturanları kustuğum bir yer oldu bugüne kadar. Yaşamak dediğin ise; yazmaktan çok ayrı. Ne kaydedebiliyorsun adam gibi, ne de hazmedebiliyorsun. Yazmak daha kontrollü.’

Ses mühendisliğinde alanın nedir ve neye göre seçtin?

‘Ses mühendisliğinde ses tasarımı ve deneysel elektronik müziği seçtim. Bunun en büyük sebebi yeni enstrümanlar yapmayı sevmem oldu herhalde. Uzun yıllar ‘canlı elektronik müzik’ kavramı üstünde kafa patlattım ve anlayabildiğim kadarını daha kolay ve erişilebilir bir hale getirebilmek için yazılımlar, donanımlar geliştirdim. Elbette insan yaşlandıkça dünyaya bakışı değişiyor. Şimdi ses tasarımı ve enstrüman yapımının ilgimi çekmesinin sebebi, ses ile anlatılabilecek hikayelerin derinliğini daha iyi hazmedebilmem sanırım.’

Peki, bu alanın keyifli ve sıkıntılı yanları nedir?

‘En büyük sıkıntısı benim için, İstanbul’da konser verme çabaları oldu herhalde. Onor Bumbum albümü çıkmadan önce de yıllarca canlı elektronik müzik denemeleri yaptım. Geriye dönüp bakınca farkettiğim şey İstanbul’daki gece hayatının bir performans izlemek üzerine değil daha çok sosyalleşme ve eğlenme üstüne olduğunu inatla kabullenmemiş olmamdı sanırım. Yani sahneye ‘bakın bir enstrüman yaptım; çok ilginç şeyler yapabiliyor’ düşüncesinin yerine ‘bakın yaptığım enstrüman hepimizi ne kadar güzel eğlendiriyor’ düşüncesiyle çıksaydım aslında ben de, izleyiciler de daha fazla eğlenebilirdik.’

Türkiye’de yeni yeni ses mühendisleri yetişiyor. Bu konudaki düşüncelerin neler?

‘Yani aslında olayı ‘Türkiye’de yetişen ses mühendisleri’ üzerinden değil de, ‘artık her şeyin kralını internet üzerinden öğrenebiliyoruz ve bu harika bir şey’ üzerinden değerlendirecek olursak, harika bir çağda yaşadığımızı kabul edebiliriz. Hiç kimsenin yapamayacağı hiç bir şey yok internet sayesinde. Oturur öğrenirsin, vakit harcarsın ve yaparsın. Amerika’da tanışma fırsatı bulduğum Ekşi Sözlük ünlüsü Otisabi’nin de dediği gibi: ‘Biz User Manual.pdf çocuklarıydık, şimdiki nesil Youtube üzerinden her şeyi pat diye öğreniyor.’

Ülkemizde verilen dersler ile LA’de verilen dersler arasında belirgin bir fark var mı?

‘Sadece LA olarak değil de, Amerika’daki eğitim sistemiyle Türkiye’deki eğitim sisteminin en büyük ayrıldığı nokta: İnsanların okulu ciddiye alma seviyelerindeki fark. Bu da sanırım Amerikan kültüründe insanların yaptığı işi fazlasıyla ciddiye almalarından kaynaklanıyor (bu çok doğal çünkü okullara çok binlerce dolar para veriyorlar ve yirmili yaşları boyunca okul için aldıkları borçları ödüyorlar). Bu sistemin iyi olduğunu savunmamakla beraber bu insanların yaptıkları işin kendi tanımlarına dönüşmesini sağlıyor. Yani bir ses mühendisi mesela kendi işini çok iyi yapıyor, çünkü bu onun hayatının çok büyük bir parçası olmuş artık. Oysa bizde -ben de dahil olmak üzere- aileniz mühendis olmanızı istiyorsa önce onların istediği bölümü bitirirsiniz, sonra şanslıysanız kendi yolunuzu çizmek için bir şansınız olabilir (tabii ki aile desteğiyle olabilir ancak bu). Amerika’da ise 18 yaşınızdan sonra aileniz size ‘artık kendi başınasın, çok zor bir duruma düşersen yardım ederim’ mesajını veriyor. Bence iki yöntem de doğru değil. Belki daha iyi bir sistem ikisinin belli bir oranda karışımı olabilir.’

'Enstrüman yapım sürecinin terapötik gücü olduğuna inanıyorum.'

‘Enstrüman yapım sürecinin terapötik gücü olduğuna inanıyorum.’

Kendi enstrümanlarını yarattığın doğru mu? Bu keşif süreci nasıl bir yolculuk?

‘Evet doğru. Hem donanım hem de yazılım olarak enstrümanlar, efektler üretmeyi seviyorum. Bu da beste yapmak gibi bir terapi benim için. Bazen yeni gördüğüm bir enstrüman, bazen duyduğum bir ses, bazen de bir araba radyosunun düğmesi gibi tamamen alakasız bir çok şey insana ilham verebiliyor. Artık böyle şeyler söyleyebilecek yaşta olduğumu farkedince biraz üzüldüm; ama eskiden, mesela şimdi olduğu kadar çok MIDI enstrüman yoktu. Var olanlar imkansız fiyatlardaydılar ve yazılım olarak da şimdiki kadar modüler olabilme şansımız yoktu. Aklımdaki performansı geliştirebilmek için hem yazılım hem de donanım olarak bir şeyler yapmam gerekiyordu. Bu gerekliliğin genelde hayatımın zorlu ve yakınlarımın hastalıklarla boğuştuğu dönemlere denk gelmesinin de sorumlusu paralel yapı değil, enstrüman yapım sürecinin terapötik gücü olduğuna inanıyorum.’

Şimdiye kadar hangi isimlerle çalıştın?

‘MİAM sayesinde yazmaktan gurur duyacağım ve hayal edemeyeceğim sanatçılarla çalışma fırsatı yakaladım. Hocalarım Pieter Snapper ve Reuben De Lautour ile beraber müziklerim üzerinde çalışabilme hatta aynı konserlerde beraber çalabilme şansım oldu.

 

Smadj ile hala devam eden arkadaşlığımız da MİAM dönemine dayanır. Kendisiyle 2 Curlies grubunu kurup bir albüm çıkarmanın yanında bir sürü projede beraber çalıştık. Onun Selin albümünde de iki şarkım Talvin Singh ve Erik Truffaz tarafından çalındı, hatta İstanbul ve İzmir’de konserlerde beraber çalma şerefine eriştim. Smadj vasıtasıyla tanıştığım Cem Yıldız abim ile de bir çok remiks çalışmaları ve kayıtlar yaptık ve çok yakında yeni bir şeyler yayınlayacağız.

 

Geçtiğimiz yıl Türkiye’ye geldiğim bir kısa dönemde Mete Özgencil ve Mercan ile bir araya gelip çalışma şansı bulduk ve bu proje dolayısıyla Amerika’daki başarılı Türk prodüktörlerimizden Devrim Karaoğlu ile de çalışma fırsatım oldu. Yaptığım enstrümanlardan biri olan Bumdrum’ın esin kaynaklarından biri olan Aqua Drum’ın mucidi Deniz Güngör ile de müzik çalışmalarımız oldu. Kendisi Türkiye’de tanıdığım en yetenekli ve melodik davulcu. Sahnede elektronik ve canlı enstrüman loop kayıtları yapıp çaldığımız performanslarımız olmuştu. Ayrıca Emir Yargın’ın Roxy Müzik yarışması döneminden ilk albümünün yapımına kadar prodüksiyonunu yaptım ve yetenekli audiovisual sanatçısı Murat Gönüllü’nün Mutlu Son albümünün prodüksiyonunda da beraber çalıştık.

 

Tabii bu saydığım isimlerin hepsinin yanında bugüne kadar yaptığım bütün işlerde beraber çalma fırsatı bulduğum müzisyen dostlarım Fehmi Alatan, Osman Konuray, Murat Kirkit, Duygu Demir, Nurtun Şarman, Umut Şimşekli ve Aybar Aydın’ın isimlerini burada anmazsam ayıp ederim.’

‘Dokun’ gerçeğin yansımasından mı; yoksa hayallerin sözle buluşmasından mı yola çıktı?

‘İki kavramın doğurduğu bir çocuk bence ‘Dokun’. Biraz gerçek, biraz hayal, biraz hayal kırıklığı, biraz umut ve tabii ki daha önce de bahsettiğim bir duygu kusması.’

Kliplerinde sık kullandığın makro çekim tekniğinden yola çıkarak, özel hayatında da detaycı biri olduğundan söz edebilir miyiz?

‘Edebiliriz. Bence bütün hayat detaylarda gizli. Sevgilinizin dudağının kenarına gözünüzü yapıştırdığınızda gördüğünüz o muhteşem resim kadar önemli aynı masada oturup dudağının kenarının aldığı şekilden bir şeylerin ters gittiğini anlayabilmek.’

Bu aralar ne ile meşgulsun?

‘Geçen yıl yoğun bir iş temposunda bir çok televizyon müziği ve Türkiye Turizm kampanyası dahilinde projeler için müzikler üreterek geçip gitti. Daha yeni yeni burada müzik ve performans adına çalışmalar yapabiliyorum. Geçtiğimiz aylarda ilk performansı Silverlake Lounge’da gerçekleştirdik, ilginç bir deneyimdi. Önümüzdeki aylarda da yeni şeyler olacak diye umuyorum.

 

Bir de geçtiğimiz ay ‘Bizi Üzen Şeylere Karşı‘ isimli tiyatro oyunu ilk defa sahnelendi. Orada olamadım; ama uzaktan da olsa çok güzel bir histi. Önümüzdeki ay tekrar sahnelenecek oyuna gitmenizi öneririm, bana çok dokunan bir hikayesi var.’

Yeni albümünü bekleyelim mi?

‘Sıradaki albüm Onor Bumbum’un ikinci albümü olacak. Çok uzun süren bir ‘kendini tanıma’ döneminden sonra yeni müzikler yapmaya ve paylaşmaya hazırım.’

Sürprizler olacak mı yeni çıkacak olan albümde?

‘Herhalde beklenebilecek en büyük sürpriz; şarkılarda konuşan Onor Bumbum’un da benimle beraber büyüyüp bakış açısının azıcık değişmiş olması olacaktır. Hayat insanın iyimserliğini elinden almaya uğraşadursun, elimde kaldığı kadarını şarkılara sürüp paylaşmak istiyorum.’

Beni en çok etkileyen enstrüman … dır. Çünkü; …

‘Hang Drum’dır. Çünkü; hiçbir enstrüman onun gibi dokunamaz insan ruhuna.’

Şarkılarımda … kullanmayı seviyorum.

‘Şarkılarımda yalın bir dil kullanmayı seviyorum. Bana hep anlamsız geldi gün içinde kullanılmayan bir Türkçe ile şarkılar söylemek. O kadar güzel bir dil ki Türkçe, hem yalın, hem modüler, hem de çok romantik bence.

 

Bir de şöyle bir teorim var, şarkı sözleri hep geçmişten takip ediyor hayatı. Bugün parodi olmayan bir şarkıda ‘Snapchatte darladım, niye bana varmadın’ gibi bir anlatımın aslında şarkılara bir şekilde dahil olabileceğini savunuyorum aslında. Yani tabii biraz önce yazdığım sözlerle değil de, ‘telefonumda yüzün ne güzel güldü’ gibi bir şekilde modern hayatımızın büyük parçası olan teknolojiyi hislerimizi anlatırken gayet de kullanabiliriz.’

Eklemek istediklerin var mı?

‘O kadar çok şey birikti ki içimde son dört yıldır;

Eğilsem dökülür içim

Beyaz oluyor saçım.

Hem çok aynıyım,

Hem de çok başka…’

Röportaj: Asiçiçek

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
24 ⁄ 12 =