fbpx MENU

Turp Yaprağıyla Yemek

Gurme Ali Usta’dan Buğulama Çinekop

7 Kasım 2014 Comments (1) Views: 3812 ANASAYFA, ASİÇİÇEK, Müzik

SATTAS’la Rahatla!

Onlar Türkiye’nin Reggae kalbi, Reggae’nin neşeli çocukları. İki akorla yaptıkları sade; ama temiz işte de son derece başarılılar. Üstelik dinamik müzikleri; saçta rasta, ruhta çuval olmadan, belli bir ‘-izm’e bağlı kalmaksızın da icra edilebileceğinin en kaliteli ispatı ülkemizde! Bana kalırsa; ilerleyen zamanlarda daha çok söz ettirecekler kaliteleriyle ve özgün müzikleriyle kendilerinden.

Grubun hikayesi, aralarında sohbet eden iki kuzenin ‘hadi Reggae müzik yapalım’ hayaliyle başlar. Daha sonra bu hayal, gruba diğer arkadaşların da katılmasıyla heyecanlı bir tutkuya dönüşür. Bir gün hep birlikte evde otururlarken ekranda Rockers filmi dönmektedir. Filmdeki Horsemouth (davulcu) repliğinde geçen ‘Satta Man’ sözünden esinlenen grup üyeleri, Satta kelimesinin sonuna ‘-s’ takısı koyup yollarına SATTAS olarak devam etme kararı alır. Satta, Jamaika İngilizcesi’nde rahatla ve takma gibi pek çok anlam ifade etmektedir. Onlar; enerjik, keyifli, doğasever, eşitlikten yana, özgür ruhlu ve umutlu bir sürü Satta’lar!

SATTAS’ın eğlenceli müziği kulaktan kulağa yayılır. Konserler, çeşitli projeler derken Reggae topluluğunun grupla aynı ismi taşıyan ilk albümü SATTAS, 2012 yılında Esen Entertainment etiketiyle raflardaki yerini alır. Root Reggae çizgisinde yürüyen albümde sekiz İngilizce, dört Türkçe olmak üzere on iki şarkı bulunmaktadır. İlk klip çekimleri ‘İrie’ şarkısı için Kilyos’da gerçekleştirilir. ‘Eğlence var, parti var!’ kelime anlamını taşıyan ‘Irie’nin çekimlerinde; festival alanında hoplayan, zıplayan ve dans ederek eğlenen dinleyici ile müzisyenlerin keyifli anları konu alınmıştır. 7 Kasım’da Bursa Hayal Kahvesi, 8 Kasım’da Denizli Imagine Bar ve 14 Kasım’da İstanbul Nublu’da canlı performans sergileyecek olan grup, Beyoğlu Nayah’da da sahne almaya devam etmektedir.

Şu sıralar ikinci albüm hazırlıklarıyla uğraşan SATTAS kurucuları; vokalist Orçun Sünear ve davulcu Derya Eke‘yi biraz daha yakından tanımak istedim. Konserler, albüm çalışması gibi yoğun bir tempoda oldukları halde beni kırmadıkları için kendilerine teşekkür ederim. En az müzikleri kadar cana yakın, enerji dolu ve pozitif insanlar. Kahveyi her zamanki gibi şekersiz içtim. Sohbetti yine kahvemi tatlandıran.

İlk önce yanınızdakine sarılın, kimse yoksa da içinizdeki çocuğa… Sevgi ve gülümsemek her şeyi iyileştirir. Sonra da SATTAS’dan bir şarkı açıp arkanıza yaslanın ve röportajı okurken tüm duygularınızı serbest bırakın. Mesaj, ancak zihin özgür olduğunda ışığıyla yerine ulaşacaktır. SATTAS’la rahatlayın. Müzik dolu günler!

Orçun Sünear & Derya Eke

Orçun Sünear & Derya Eke

SATTAS’ın hikayesi nasıl başladı?

Orçun Sünear: ‘Kuzenim Derya ve benim zaten müzikal bir geçmişimiz vardı. Ben bir süre davul çaldım, şarkı söyledim. Derya’nın da bazı davul çaldığı Rock grupları vardı. Aynı zamanda saksafon da çalmışlığı var. SATTAS’ın hikayesi Beşikaş’da benim doğup büyüdüğüm evde başladı aslında. Reggae’yi çok seviyor ve sürekli dinleyip hayal kuruyorduk Derya ile. Reggae müzisyenler Jamaica’da, biz burada. Orası orman, burası beton ormanı. Türkvari karşılaştırmalar yapıyorduk. Birkaç arkadaş stüdyoya girip denesek acaba nasıl olur diye düşünmeye başladık. Stüdyoya girdikten sonra her şey değişti. İlk stüdyomuz tam bir fiyaskoydu! Reggae kim, biz kim modunda bir enerji düşüşü yaşadık. Ertesi gün Aybar Aydın (bas), Derya Eke (davul) ve ben arasında enteresan bir telepatik durum yaşandı. Yarına bir daha stüdyo alalım düşüncesiyle hepimiz aynı anda birbirimizi aramıştık. Sonra stüdyolara girmeye başlayınca devamı geldi.’

Sizin için Reggae sadece bir müzik türü mü; yoksa yaşam felsefesi mi?

Derya Eke: ‘Yaşam felsefesi diyebilirim. Reggae, illa dreadlock sahibi olup Haile Selassie’ye Tanrı demek değildir. Apolitik gibi durur; ama politiktir de aslında. Yaşayan bütün canlılara saygısı sonsuzdur. Tabii, Jamaika’nın Reggae ile vermiş olduğu güzel bir ozanlık duruşu da var. Orada gazete okunmadığı için, yaşam içinde olan olayları hep ozanvari bir biçimde müziğe dökmüşler. Bizde Anadolu’daki ozanlık da aslında buydu. Önemli olan, protest duruşu barışçıl bir şekilde ortaya koymaktır. Bunların hepsini kaparak bünyemize dahil etmeye çalıştık.’

sattasla rahatla4

O.S: ‘Rahmetli Çiğdem Talu’den ilham aldığımızı hemen söyleyebilirim.’

İlham aldığınız müzisyenler kimler?

Orçun Sünear: ‘Çok fazla isim var. En başta yaşam şekli, hayata bakışı ve şarkılarının basitliğiyle Neşet Ertaş’dan ve rahmetli Çiğdem Talu’den ilham aldığımızı hemen söyleyebilirim. Bu iki isim dışında; Cem Karaca, Barış Manço, Orhan Gencebay’ın ‘Dil Yarası’ albümlerine kadar olan albümleri dahil olmak üzere… Ayrıca Bob Marley başta olmak üzere; Groundation, Dennis Brown, Burning Spear, Israel Vibration, Peter Tosh…’

Türkiye’de pek çok kişinin Reggae müzik hakkında bir fikri yok. Çoğu kesim de sadece Bob Marley’in Reggae yaptığını düşünerek Sizzla, Alborosie, SOJA, Gentleman gibi pek çok isimden bihaber. Bu durum sizin için bir dezavantaj mı, avantaj mı?

Orçun Sünear: ‘Bence hem dezavantaj, hem avantaj. ‘Araya hiç numara girmiyor mu? Hep aynı gidiyor bu müzik.’ gibi yorumlar almamız, ‘Siz de mi uyuşturucu kullanıyorsunuz? Uyuşturucu kullanılmadan bu müzik dinlenmiyor mu?’ gibi saçma sapan sorgulanmamız açısından dezavantaj. Çok önyargılı davranabiliyorlar bazen. Bir şeyi öğretme kısmı da çok keyifli ve bu bir avantaj. Bizim de her şeyi öğrendiğimizden bahsetmek namümkün. Biz de öğrenciyiz hala ve öğreniyoruz şu an. Öğrenebildiğimiz kadarını aktarabiliyorsak ne mutlu.’

'Bir ütopyanız var mı?'

‘Bir tanesini alsam…’

Grup olarak bir ütopyanız var mı?

(Aynı anda)

Orçun Sünear: ‘Çok!’

 

Derya Eke: ‘Çok!’

(Gülüşmeler)

Bir tanesini alsam…

Derya Eke: ‘Paranın geçmemesi.’ 

 

Orçun Sünear: ‘Parasız konser vermek çok istiyoruz. Mesela konserler parasız olsa ve herkes gelip izleyebilse; ama bu hep böyle olsa.’

(Güldüm) Takas olsa mesela… 

Orçun Sünear: ‘Mesela… Aynen öyle! Derya’nın en başta söylediği oydu aslında. Para denilen saçma kağıt parçası keşke geçmese; ama geçiyor. Kabul ediyor muyuz? Hayır. Kabul ediyor muyuz? Evet, maalesef.’ 

İlk konserinizi hatırlıyor musunuz? Son konserde ilk konsere göre farklı olan nedir?

Orçun Sünear: ‘Unutulur mu?! Ben, hayatımda hiçbir şeyde bu kadar heyecanlanmadım. Sudan asıllı Osman Osman vesilesiyle Eski Nayah’da konser vermiştik. Kendisi Sudanlı, muhteşem bir adamdır. Şimdi Kanada’da yaşıyor maalesef. Hala sahneye çıkarken heyecanlanıyorum; fakat ilk konser günü bambaşkaydı. O konser unutulmaz.

 

Son konserde farklı olan; artık SATTAS’ı oluşturan ekibin kendisi bir el gibi davranabiliyor. Herkses, bir elin parmakları oldu. Bazen ben serçe parmağıyım, bazense Derya, Deniz, Sami, Öykü, Cem, Emir, Seçkin, Ozan… Hepimiz yer değiştirebiliyoruz gerektiğinde. O zaman öyle değildi. Birazcık daha farklıydı. Tek bir önder olabiliyordu. Bir kişi hata yaptığında ‘eyvah, ne durumdayız’ diye duraksanabiliyordu. Şimdi, bunu kendi aramızda farkediyoruz. Konser bittiğinde hata yapanla dalga geçip onunla uğraşıyoruz. ‘Sen hata yaptın’ diye asla bir durum yok. Şu an bir bütünü oluşturuyoruz. Daha önce bir bütün değildik.’

'Biz üçüncü dünya ülkesiyiz gibi davranılıyor artık.'

D.E: ‘Üçüncü dünya ülkesiymişiz gibi davranılıyor artık.’

Avrupa turnesi düşünüyor musunuz?

Derya Eke: ‘Düşünüyoruz ve yazışmalar halindeyiz. Tek sıkıntı, biz üçüncü dünya ülkesiymişiz gibi davranılıyor artık. Vize parası, uçak paraları… Mesela, Rototom Reggae Contest Europe Müzik yarışması yapıldığında elemelere katıldık ve ilk sene sponsor bulup Prag’a gidebildik. İkinci sene, birinci olduk. Muazzam bir şey. Açık ara birinci olmamıza rağmen Kültür Bakanlığı ile görüşmelerimiz olumsuz sonuçlandı. Avrupa her ne kadar zorlama gibi görünse de bir gün, bakanlık ve sponsorluk gibi buradaki bazı işleri hallettikten sonra muhakkak gideceğiz. İsteyenler çok var oradan.’

 

Orçun Sünear: ‘Dönüp dolaşıp aslında hikaye Derya’nın söylediğine geliyor. Almanya’dan bizi çok istediler. Üç – dört şehir dolaşma hikayesi… İngiltere aynı şekilde. Amerika… Heyecandan ölüyoruz; ama tabii, yedi kişilik bir grubun vizesi, yol parası işin içine girdiği zaman yüksek yerler bir duruyor. Bir örnek vermeden geçemeyeceğim. Biz Prag’a yarışmaya gittiğimizde Bulgaristan’dan gelen grup, kendi otobüslerine atlayıp bir saatlik yolla geldi. Vize yok, bir şey yok. Biz sponsorla gitmek zorunda kaldık. Birinci olduk. Şimdi ise; gidemedik.’

Kafalarda ilk albüm SATTAS için yola çıkıp yeni aranjmanla bir dub albüm çıkarma fikri var mı?

Orçun Sünear: ‘Olmaz mı, tabii var. Düşünüyoruz.’

Peki, SATTAS’a mı; yoksa ikinci albüm çalışması içerisinde olduğunuzu duydum. Ona mı?

Orçun Sünear: ‘İlk fikrimiz; yeni albümümüzde süpriz bir track olarak SATTAS’dan bir dub parça yer alacak olması.’ 

Yeni albümünüzün çıkış tarihi belli mi? Düet gibi süprizler olacak mı içinde?

Orçun Sünear: ‘Tarih henüz belli değil. Düetler olacak evet.’

Kimlerle?

Orçun Sünear: ‘Birkaç isim var; ama tam netleştirmiş değiliz. O isimlerden bazıları; Ege Çubukçu, Ceza, Sayedar… Bir ihtimal Can Bonomo olacak. Herkesin bildiği birkaç isim de var. Onlar şimdilik süpriz olsun.’

Yeni albümün formatı nasıl?  

 Orçun Sünear: ‘Yine İngilizce ve Türkçe karışık şarkılar olacak. Beslendiğimiz Anadolu topraklarına biraz daha döneceğiz bu albümde.’

Renkli Sen okuyucularına vermek istediğiniz mesaj nedir?

Derya Eke: ‘İnsanlar, bir haberi tek basın – yayın organından izlemek / dinlemek yerine her görüşteki farklı kaynakları da takip etsin. Bu sayede fikir hakkında geniş bir çerçeveye sahip olurlar.’

 

Orçun Sünear: ‘Bizim ülkemizde biraz ütopik olsa da bolca sarılsınlar birbirlerine!’ 

'İyi çalışmalar!'

‘İyi çalışmalar!’

Çok sağ olun. Keyifli bir sohbetti. İyi çalışmalar!

Orçun Sünear: ‘Sen sağ ol.’

 

Derya Eke: ‘Teşekkür ederiz.’ 

 

 

 

 Röportaj: Asiçiçek

Tags: , ,

One Response to SATTAS’la Rahatla!

  1. tuca birtane dedi ki:

    Satta’s süpper bir grup. Bütün şarkılarına bayılıyorum! SATTA’S ile RAHATLIYORUM. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
19 − 5 =