fbpx MENU

4 Aşamada Baklava Yapmak

Akneler İçin Diyet

5 Ekim 2014 Comments (0) Views: 2418 ANASAYFA, ASİÇİÇEK, Müzik

Serhat Koçak İle Labirent

Kim kaldı eskilerden? Ne varsa eskilerde var. Ben hep bunu söyler, bunu bilirim. 80’li, 90’lı yıllarda dinlediğimiz pek çok müzisyen tarihe gömüldü. Nadirdir o dönemlerin dik başlı çocuklarından şimdilere taşınanlar. Kimi çantasını aldı tavan arasına kaçtı, kimisi tarzını piyasa müziğine kaydırdı ya da haline kılıf, kitlesine teenage şekli kattı. Hali vakti yerinde olanları var bir de bunların, konu müzik; umurları dışı, tamamen dönem şerbetine göre şekerlemece yaptı. Özlüyorum vallahi billahi; öyle temiz, canlı kanlı müzikleri. Yalan yok. Şimdi nerde… Şimdilerde sanat, -söz meclisten dışarı tabii- daha çok toplum için sanat. Eskiden sanat, sanat için yapılırdı. Ah, ah… Deli bir poyraz esti, dağıttı o günleri; her birimizi.

80’ler kuşağına ithafen Türkiye’deki en cesur ve asil rock topluluğuydu Labirent. Cesur dedim çünkü; grup üyeleri dönemin tüm önyargı ve cehaletine rağmen yine de yollarına devam etmeye sonsuz uğraş verdi. Bugün, argo kelimelerle donatılmış pespaye müziklerin şarkıları gırla satarken; dün, tek bir şarkı sözü kelimesinden ötürü beş yıl bekletilen bir gruptu Labirent. Müziklerinin tadı bir başkaydı. Onlar her daim tek bir kalıba bağımlı kalmaktansa Progresif Rock’ı Hard Rock’la harmanlayarak özgürlük, insan hakları ve Cumhuriyet temalı fikirlerle yol alan özgün bir gruptu. Aşka dair besteleri, zamana dair söylenen ve iki kişiyi baz alan spesifik aşk şarkılarının ötesinde bir yolculuktu.

Labirent’in hikayesi 1987 yılında Ankara’da başladı. Vokalde Serhat Koçak ve klavyede Yavuz Selim Sarıcı ile grubun temeli atılırken 1992 yılında gitarist Volkan Ünlüer’in gruba dahil olmasıyla birlikte çekirdek kadro oluştu. 1997 yılında Hades Records etiketiyle çıkartılan ‘Çağın Harikası’ albümü rock severlerle buluştu. Albümle aynı ismi taşıyan şarkı Yavuz Selim Sarıcı’ya aittir. Savaşlarda yitirilen çocuklara ithafen yapılmış olan parça, gerek müziği gerekse vermek istediği mesajlarla olsun büyük önem taşır. Ayrıca Labirent, TRT’de Gazi Üniversitesi Konservatuarı ile otuz kişilik bir ekip halinde Türkiye’de Senfonik performans sergileyen ilk rock topluluğudur. 

Çağın Harikası

Çağın Harikası

90’larda çıkmış en iyi rock albümlerinden biriydi Çağın Harikası. Herhangi bir şarkısını önermek mümkün değil, tüm albümü dinlemelisiniz. Bütün parçalar birbirinden güzel. Benim favorim ise: ‘Savaş Çocukları’ Şarkının girişindeki David Gilmour esintisine hastayım. Sözler başladığında ise Labirent ‘Biz buradayız!’ diyor fikir ve müziğiyle. Ani duygu değişimi haliyle ülkemize keskin bir geri dönüş yapıyorum; gerçeklere. Şarkı tam hüzünlendirdiği noktada dinamik melodisi ile başka bir dünyaya taşıyor tekrar dinleyiciyi. Klavyeler yorumsuz kalınacak dehşetlikte iyi.

Böylesine kaliteli bir Türk grubunun neden sadece tek bir albüm çıkartmış olduğu ve sonra da dağıldığı zihnimi kaynatıyor son dönemlerde. Günümüzde faal olmayan grup ile iletişim kurmaya karar veriyorum. Birkaç günlük uğraşım sonucu nihayet Labirent’in vokali Serhat Koçak’a ulaşıyorum. Serhat Koçak ile Labirent ve geçmişte olanlar hakkında sohbet ediyoruz biraz. Türkiye’de yeni moda olan rock müziğin pek benimsenmediği, tabir-i caizse rock’ın teneke müzik olarak nitelendirildiği yıllara gidiyoruz birlikte. Labirent’in de bazı müzisyenler gibi o dönem yeteneği kursağında kalan gruplardan biri olduğunu öğreniyorum. Şartları ne kadar zorlasalar da şanssızlık diz boyu kapılarını çalmış.

Grubun Türk rock tarihine adil olmayan bir şekilde noktaları konulmuş olsa da onlar, tam tersi çok daha fazlasını haketmişti. Müzikal kalitesi böylesine yüksek ve ilerki yıllarda -rock kültürü içerisinde- yerini alacak gruplara öncü grup niteliğindeki Labirent, kesinlikle noktadan öte noktalı virgül olarak yoluna devam etmeli. İşte o konuşmadan geriye kalanlar…

Serhat Koçak

Serhat Koçak

Nasıl başladı bu müzik sevdanız?

‘Annem ile babam Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde tanışmışlar. Ben kendimi bildim bileli şarkı söylerim. Müzisyen arkadaşlarımla prova yapar eğlenirdik aramızda hep. Bir gün televizyonda berbat bir müzik grubu duyduk ve sinirlenip, o an grubu kurmaya karar verdik. ‘

O dönemin dezavantajı var mıydı bugüne göre?

‘Olmaz mı?! İnsanların Türkçe Rock hakkında en ufak bir fikri yoktu. ‘Bu ne?’ diye soruyorlar, ‘Rock’ dediğimizde anlamıyorlardı. Üstelik bizim yaptığımız müzik net, sert karakterli ve toplumsal içerikli lirik yapısıyla diğer rock müziklerinden farklıydı. Rock, böyle bir müziktir zaten. O aşk şarkıları söyleyenler popçudur. Bağırıp çağırınca ve şekilden şekile girince rock müzik yapmış olunmuyor.’

‘Sendin Ey Aşk’ isimli şarkınızın hikayesi nedir?

‘Bence ‘Sendin Ey Aşk’ şarkımız Cumhuriyet tarihimizdeki aşkın güzel bir şey olduğunu anlatan tek parçadır hala. İki versiyonu var bu parçanın. İlki amatör kayıt. İlk kayıtlarımızdan memnun değildik. Albümü çıkartmadan da bir televizyon kanalına konuk olmuştuk. İçimize sinmeyince dokuz şarkıyı gittik, tekrar kaydettik.’

Peki, Labirent olarak nasıl bir süreçten geçtiniz?

‘Aklına gelebilecek bütün kurumları, müzik şirketlerini dolaştık. Üç kez Türkiye turnesi yaptık. O dönemdeki HBB dahil her kanala koşturduk. Çok uğraş verdik müziğimiz tanınır hale gelsin diye. Ne yazık ki; insanlarda müziğimize karşı korku ve suskunluk ağır basıyordu.’

Sonra ne oldu?

‘Sonra kasetimiz çıktı. Kasetin raflardaki yerini alalı daha 1 ay falan olmuştı. Bir sabah gazete almaya gittim. Gazete bayisi bana gazeteyle beraber kendi kasetimi hediye etti. Promosyonuymuş. Bizim haberimiz yok. Mahkemelerle uğraştık bir de. Sonuç: Sıfıra sıfır, elde var sıfır. İsmi lazım değil; birileri toz olunca ortadan ne paramızı alabildik ne de hakkımızı… Anlayacağın sen sağ, ben selamet durumları. Şansımız bir türlü yaver gidemedi. Aslında mesele çok basit: Ya onlardansındır ya değilsindir. Biz hiçbir zaman onlardan olamadık. Gerçi onlardan olanlarla birlikte, müzikalite olarak geldiğimiz durum da ortada.’

Maalesef ki; dönemler boyudur, ünlü olmanın kalite ve meziyetten geçmediği bir köprü üzerinde yaşıyoruz. 

‘Kesinlikle öyle. Maalesef… Eğer sesini duyurmak istiyorsan halka yaptığın işin kalitesinin pek de önemi yok aslında. Çok paranın olması, başka kapıları çalmak ve arkana kimi almış olduğun yeterli bu aşamada. Sonra ver elini albümler, turneler. Olay bu kadar basit bugün.’

Şimdiden sonra ne olacak?

‘Şimdi ortalıkta yine pek bir şey yok gibi. Görünen o ki; iş başa düşüyor yeniden. Başka bir ekiple bir şeyler yapmaya çalışacağız.’

Bol şans diliyorum madem.

‘Teşekkürler.’

Röportaj: Asiçiçek

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
29 × 30 =