fbpx MENU

Dönemin Düzenbaz Kralı

Asiçiçek

29 Kasım 2014 Comments (0) Views: 1528 ANASAYFA, Sinema

Tekrar İzlenebilecek 32 Müzikal

Düşündüm taşındım, derledim topladım; size muhteşem bir ‘tekrar izlenebilecek 32 müzikal‘ listesi hazırladım.

60’lı yıllardan günümüze kadar pek çok müzikal yapıldı elbette. Türk yapımlardan da bashetmek mümkün. Şimdilik sadece yabancı yapımları incelediğim liste, daha çok rock’n roll ağırlıklı filmler ve müzikallerden ibaret. Fimlerin içinde tanıdığınız müzisyen ve dansçılara rastlayabilir, zamanda ilginç bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Hepsi birbirinden başarılı ve yine izlenebilir cinsten dev yapıtlar. Tabii, bu fikir tamamen bana göre. Size göre olanı seçip siz karar vereceksiniz. Cicili bicili seyirler!

A Hard Day’s Night (1964), dünyaca ünlü Beatles grubunun ilginç hikayesini konu alan bir başyapıt. Takıntılı yapımcılar, deli dolu fanlar ve sorunlu aile modeli filmde yer alan karakterlerden. Komedi tadındaki müzikali Richard Lester yönetiyor. John Lennon ile Ringo Starr’ın muzipliklerine çok güleceksiniz.

Tommy (1975), The Who grubunun aynı ismi taşıyan rock operasından uyarlanmış bir klasik. Grubun vokalisti Roger Daltrey’in başrolü oynadığı fimde Tina Turner, Eric Clapton ve Elton John gibi isimler oyuncular arasında. Filmde sağır ve kör bir gencin yükselişine değiniliyor. Yönetmenlik koltuğunda Ken Russel var. Kaçırmayın derim!

Saturday Night Fever (1977), John Travolta’nın başrolde olduğu efsanevi bir film. Tüm hayalleri dans üzerine kurulu bir gencin öyküsü anlatılıyor. Bir gazete haberinden yola çıkılarak geliştirilen filmde, müzikler The Bee Gees ağırlıklı. Oyuncular arasında Barry Miller da var. Bu film ile Travolta’nın En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandığını da hatırlatmak isterim.

Hair (1979), çiçek çocuklarını yansıtan Amerikan-Alman ortak yapım sinema filmi. Milos Forman’ın yönetmenliğindeki film tekrar izlenebilesi türden. Bir şarkı mırıldansam belki çok şey anımsarsınız: Let the sunshine, let the sunshine in…

Rock ‘n’ Roll High School (1979), söz konusu liseye rock’n roll’dan nefret eden yeni bir müdürün atanmasıyla birlikte müdür ve rock’n roll seven öğrenciler arasında gelişen olayları konu alan bir Allan Arkush filmi. Oyuncular arasında The Ramones’ın vokalisti Joey Ramone var. Ayrıca filmin soundtrack’lerinde The Ramones şarkıları dışında Chuck Berry, Alice Cooper gibi müzisyenlerin parçaları mevcut.

Fame (1980)

Fame (1980)

Fame (1980), modern dansı iliklerinize kadar tadabileceğiniz bir Alan Parker filmi. Müzikleri de ayrı muhteşemliktedir. Şarkıcı Irene Cara ve Saturday Night Fever filminden hatırlayacağınız Barry Miller oyuncu isimlerinden bazıları. Fame; dansa tutkuyla aşık dört gencin, New York Sahne Sanatları’na kabul edildikten mezun oluncaya kadar yaşadıkları süreçte olup bitenleri ele alıyor. Filmin sonraki dönemlerde dizi olarak çekilmeye başlanmış; hatta bir süre de Türkiye’de TRT kanalında yayınlanmıştır.

Flashdance (1983), gündüzleri çelik fabrikasında kaynakçı olarak, geceleri barda dans ederek hayatını kazanan on sekiz yaşındaki bir kızın dans okuluna hazırlanmasını anlatıyor. Adrian Lyne’in yönetmenlik koltuğuna oturduğu filmin başrolünde Jennifer Beals var. Giorgio Moroder’in bestelediği, Irene Cara’nın seslendirdiği ‘What A Felling’ şarkısı filmin soundtrack’leri arasında. Dönem klasiklerinden hoş bir film.

Footloose (1984), dansın ve müziğin yasak olduğu bir kasabaya Kavon Bacon’un gelmesiyle birlikte olanları anlatan 80’li yılların kült gençlik filmlerindendir. Müzikler, danslar, kostümler döneme uygun ve içinizi titretecek cinsten. Bacon ile başrolü paylaşan diğer isim: Sarah Jessica Parker. 2011’de başka bir versiyonu çıkmıştır. Zira 84 yapımının yanından bile geçemez. Tavsiyem ilk Footloose’u izlemeniz.

This Is Spinal Tap (1984), o yıllardaki müzik gruplarına ironik göndermelerde bulunan, bol heavy metal ve kahkaha içeren başarılı bir yapıt. Absürd komedinin dibine vuracağınız filmde, başları bir türlü sıkıntıdan kurtulmayan bir müzik grubunun sahne önü ve arkasında yaşadıkları ele alınıyor.

Crossroads (1986), Mississippi doğumlu efsanevi Blues müzisyeni Robert Leroy Johnson’dan esinlenerek yapılmıştır. Steve Vai oyuncular arasında kötü adamı canlandırmaktadır. Özellikle filmdeki düello sahnesi bir harika! Soundtrack’lerin bir kısmı Amerikalı gitarist Ry Cooder’a ait.

#2

Filmler hakkında biraz daha fikir sahibi olmanız açısından, fragmanlardan küçük kesitler hazırladım. Yukarıdaki on film için #1 videosunu veya aşağıdaki filmler için #2 videosunu ziyaret edebilirsiniz.

Labyrinth (1986), Goblin Kralı büyücünün Toby isimli bir bebeği kaçırmasıyla sihirli bir maceraya atılan Sarah’ın hikayesini anlatıyor. Kralı müzisyen David Bowie canlandırırken, Sarah rolünde Jennifer Connelly ile karşılaşıyoruz. Filmin müzikleri Bowie ile Trevor Jones ortaklığında. Küçükken izlediğim, bu yaşıma gelip de hala etkisinden kurtulamadığım Oz Büyücüsü tadında bir film. Soundtrack’ler bir yana, görkemli kostümler ve masalımsı karakterler öbür yana… Fantastik sevenlere öneriyorum. Tabii, Bowie hayranıysanız ayrı bir kaçırmayın derim.

Hairspray (1988), 1963 Amerikası’nda geçen ve dönem ırkçılığını irdeleyen keyifli bir komedi. John Waters’ın yönettiği filmin müzikleri Kenny Vance’e ait. Film, 2007 yılında John Travolta’nın anne rolünde olduğu başka bir versiyonu ile karşımıza çıkmıştı. Yine de ben ilk olması ve dönemi güzel yansıtması sebebiyle 88 yapımını sizlere tavsiye edeceğim.

Cry Baby (1990), gençlik filmi sevenlerin hoşlanabileceği bir tür. Film; bir grup serseri, hızlı arabalar ve müzik çemberine dahil olmaya başlayan Amy Locane ile Johnny Depp’in hikayesini ele alıyor. Asi ve yakışıklı gencimizin (Johnny Depp) gözünden damlayan yaşa kimse karşı koyamamaktadır. Öyle de bir cazibesi vardır. Konu kulağa her ne kadar sade gelse de Cry Baby, müzikleri ve dansları ile izleyiciyi filme çekmeyi başarıyor. Iggy Pop da oyuncular arasında. Ciddi sevdiğim bir filmdir. İzleyin, izlettirin.

The Doors (1991), efsanevi rock grubu The Doors’un kuruluşu ve yükselişini konu alan filmi Oliver Stone yönetiyor. Kertenkele Kral lakaplı şarkıcı Jim Morrison’u Val Kilmer canlandırırken Morrison’un aşık olduğu kadın Pamela rolünde Meg Ryan’ı görüyoruz. Bir kez değil defalarca kez izlediğim dev bir yapıt. The Doors’u bilen bilmeyen herkese şiddetle öneriyorum. Klavyeci Ray Manzarek ve solist Jim Morrison, ruhuma dokunan ender iki adam. Aslında bahsetmek istediğim pek çok sahne ve replik var; ama izleyin sürpriz olsun. Yazarak anlatamayacağım, anlatarak bitiremeyeceğim muhteşemlikte bir film. Son olarak: ‘Bilinen vardır ve bilinmeyen ve bu ikisinin arasındaysa kapılar vardır.’ J. Morrison

Wayne’s World (1992), televizyon piyasasına eleştirel bir tavırla yaklaşan absürd bir rocker komedi filmi. Tek düşüncesi eğlenmek olan iki arkadaşın yaşadığı komik olaylar zincirini konu alan filmde, arabadaki headbang sahnesi unutulmaz. Bir kez daha izlenebilecek bir film.

Empire Records (1995), aynı ismi taşıyan plak şirketinde çalışan elemanların tek bir gününü konu alan keyifli bir film. Allan Moyle’nin yönettiği filmde Liv Tyler başrolde. Soundtrack listesinde AC/DC, The Cranberries, Dire Straits gibi müzisyenlere rastlamanız mümkün. Eğlenceli bir gençlik filmi.

La Leggenda Del Pianista Sull’oceano (1998), müziğe duyulan tutkunun yaşam, hatta karşı cinse duyulan aşkın bile önüne geçebileceğini başarıyla işleyen bir şaheser. Belki bazılarınız ‘1900 Efsanesi’ olarak hatırlayabilirsiniz bu filmi. Caz ve piyano aşkının böylesine güzel anlatıldığı nadide filmlerden. Sıfır Teorisi filminden anımsayacağınız Mélanie Thierry ve Pulp Fiction’dan hatırlayacağınız Tim Roth bazı oyuncu isimlerinden. Hele filmde bir piyano düellosu sahnesi var ki; kaçırmayın derim.

Still Crazy (1998), Strange Fruit isimli rock grubunun dağıldıktan yirmi yıl sonra tekrar birleşmesini konu alan bir film. Tadından yenmez bir komedi müzikal.

Velvet Goldmine (1998), Glam Rock’a değinen ve Brian Slide ile Curt Wilde’ın ilginç aşkına tanık olacağınız güzel bir film. Wilde’ı Ewan McGregor canlandırırken Slade karakterinde Jonathan Rhys Meyers’a rastlıyoruz. Karakterlerin özellikle Iggy Pop ve David Bowie’den esinlendiği filmde Bowie, filme ismini veren şarkısının soundtrack olarak kulanılmasını istememiş. Alegori niteliğinde tam bir renkli çılgınlar filmi. Rock’n Roll sevenlere ekstra tavsiyem.

Detroit Rock City (1999), dört kafadarın Detroit’de gerçekleşecek olan Kiss grubuna gitmeye çalışmalarını süpersonik komik bir şekilde ele alan bir film. Bir bilet alabilmek uğruna gençlerin başından neler geçtiğini eğlenceli bir şekilde anlatan filmin ismi, aynı zamanda da Kiss grubunun özel ve güzel şarkılarından biri.

Almost Famous (2000)

Almost Famous (2000)

Almost Famous (2000), gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır. Rock müzik ile ilgili yazıları büyük bir dergi tarafından farkedilip beğenilen William Miller, orada yazmaya başlar. Ardından ilk makalesini yazmak için Stillwater ile turneye çıkar. Groupieler, flaşlar, fanlar, 70’ler, müziklerde; Lynyrd Skynyrd, Led Zeppelin, Yes, Elton John ve çok daha fazlası… Yönetmen Cameron Crowe yapmış yapacağını. Kesinlikle bir daha izlenmeli!

#3

Son müzikallere doğru yaklaşıyoruz. Bu listede yer alan filmler için hazırladığım #3 videosuna göz gezdirebilirsiniz.

Billy Elliot (2000), on bir yaşında bale dersleri almak isteyen yetenekli bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Ailesi onun bu tercihini katiyen onaylamasa da öğretmeni ona kararında destek olacaktır. Müzikleri ve toplumdaki ön yargıyı eleştirmesi açısndan son derece başarılı olan filmin yönetmenliği Stephen Daldry’a ait. Keskin köşeleri olan katı baba rolünde Gary Lewis var iken; başrol oyuncusu Billy Elliot’u Jamie Bell canlandırıyor.

Hedwig And The Angry Inch (2001), geçmiş anılarının gölgesinde sıkışıp kalan başarılı bir rock şarkıcısının psikolojik ve müzikal öyküsünü konu alıyor. Şovlar ve müzikler tek kelimeyle harika! Hedwig’in aşkı ve şöhreti aradığı filmde Tommy rolünde şarkıcı aktör Michael Pitt ile karşılaşıyoruz. Rock grubu Nirvana’nın solistinin öyküsünün anlatıldığı Last Days filminde Kurt Cobain’i Pitt canlandırmıştı. Ne var ki; o filmi Cobain’in son birkaç gününü ele aldığından ve genel anlamda başarılı bulmadığımdan bu listeye dahil etmek istemedim. Cobain hayranları için tercih edilebilir bir film olabilir belki.

Rock Star (2001), dünyaca ünlü rock grubu Steel Dragon’un vokalistinin gruptan ayrılması üzerine, gruba onun yerine katılan bir Steel Dragon fanının eğlenceli ve şaşırtıcı yükselişini anlatıyor. Chris; grubun her konserini en önden izleyen, gündüzleri memur olarak çalışıp bazı geceler kendi müzik grubuyla barlarda performans sergileyen bir müzisyendir. Emily ise; hem grubun menajeri hem de Chris’in sevgilisidir. Onların aşkı Chris’in girmiş olduğu sihirli ve rock müzik dolu yolculukta ne kadar ayakta kalabilecek? Bir rock star’ın ayakta kalmasının sırrı nedir? Turne dönemlerinde sahne arkasında yaşananlar ne? Mark Wahlberg’i Chris Cole rolünde görürken Emily’i Jennifer Aniston canlandırıyor. Steel Dragon’un müzikleri tam bir rock şöleni ve tabii, görsel şovları da… Yönetmenlik koltuğunda Stephen Herek oturuyor. Sevdiğim ender filmlerden biridir. Şiddetle öneririm ki; izleyin! 80’s rock’n roll never die!

24 Hour Party People (2003), Sex Pistols grubunun kuruluş hikayesini anlatıyor. Yönetmenlik Michael Winterbottom’a ait. Keyifli bir film.

Coffee And Cigarettes (2003), oyunucuların günlük diyaloglarını konu alıyor. Farklı zaman ve mekanlarda sohbet eden insanların ortak paydasıdır sigara ve kahve. Jim Jarmusch’un yönetmenliğindeki film birkaç kısa metrajlı filmden oluşuyor. Tom Waits ve Iggy Pop’un da oyunculuklarına tanık oluyoruz. Cate Blanchett de filmde yer alan oyuncular arasında. Ağır ilerleyen enteresan bir film. Görüntü; siyah beyaz. Severim.

Once (2006), bir sokak müzisyeni ile göçmen bir kızın arasındaki aşka değiniyor müziklerle birlikte. Başrolde şarkı yazarı, müzisyen iki insana rastlıyoruz: İrlandalı Glen Hansard ve Markéta Irglová. İkisinin de ses rengi süpersonik yatıştırıcı bir etkiye sahip. Belki Hansard’ı The Frames grubundan da hatırlarsınız. Gayet kaliteli işler çıkmıştır bu müzik grubundan. John Carney yönetmenliğindeki film Sundance ödülünü de kapmıştır. Piyano, aşk, gitar, sakin müzikler, psikoloji, minik espiriler olsun istiyorsanız Once, tam size göre bir yapıt.

Tenacious D: The Pick of Destiny (2006), sokakta tanışan iki insanın bir grup kurmasıyla başlar. Şeytanın dişinden yapıldığı düşünülen penanın peşine düşen ikilinin maceralarının konu alındığı film, son derece eğlenceli. Dio, Tears In Heaven’a göndermeler yapan filmin başrollerini Jack Black ile Kyle Gass götürüyor. Ben Stiller oyuncular arasında. Filmin sonlarına doğru gerçekleşen şeytan düellosunda şeytanı Nirvana’nın davulcusu Dave Grohl canlandırıyor. Absürd film sevenlere gelsin.

Across The Universe (2007)

Across The Universe (2007)

Across The Universe (2007), Beatles şarkılarınla süslenmiş inişli çıkışlı bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Jude rolündeki Jim Sturgess, Lucy karakterini canlandıran Evan Rachel Wood ile karşılaştıktan sonra kendini rock’n roll kökenli bir hayatın içinde bulur. Julie Taymor yönetmenliğindeki film izleyiciye tam bir müzik görsel şölen sunuyor. 133 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadığım filmde Joe Cocker ve U2 grubunun solisti Paul David Hewson da oyuncular arasında. Sürükleyici ve sıradan filmlerin son derece dışında bir yapıt. Tekrar izlenmeli.

I’m Not There (2007), son derece güçlü bir oyuncu kadrosu ile Bob Dylan’ın hayatını inceliyor. Oyuncular arasında; Richard Gere, Cate Blanchett, Heath Ledger, Christian Bale ve Julianne Moore göze çarpan isimlerden. Filmin yönetmenlik koltuğunda Todd Haynes oturuyor.

Walk Hard: The Dewey Cox Story (2007), zaman geçtikçe ikonlaşmaya başlayan bir rock yıldızının hikayesini mizahi yönden ele alıyor. Müzikleriyle coşturan, esprileriyle güldüren, rock’n roll ilahlarına göndermeler yaparken izleyiciyi eğlendirmeyi başarabilen bir yapıttır kanımca. Tenacious D: The Pick of Destiny’den hatırladığımız Jack Black oyuncular arasında.

The Boat That Rocked (2009), rock yayın yapan korsan radyonun sahipleri ile fanları arasında ilerleyen bir film. İlginç ve komik an’lara tanık olacağınız yayın gemisinde çok eğleneceksiniz. Still Crazy’den tanıdığınız Bill Nighy oyuncular arasında. Yönetmenlik Richard Curtis’e ait. Müzikler şahane. 60’lar ruhu ve rock’n roll sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapıt. Bir de hükümet giriyor işin içine ki; sormayın, izleyin!

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
16 ⁄ 8 =