fbpx MENU
Küba tatili

Küba’da 14 Gün

Mars'a gitmeye hazır mısınız?

Mars’a Gidelim Mi?

Havana yollarından bir kare.

23 Mayıs 2019 Comments (0) Views: 760 ANASAYFA, Gezi, Kafama Göre

Trinidad Ve Havana Yolları

Küba’ya gitmeden önceki hazırlıklar ve Vinales ile Varadero gezisinden diğer paylaşımlarımda bahsetmiştim. Şimdi Trinidad ve Havana Yolları ile gelin oralara birlikte seyahat edelim!

Trinidad, tam bir sanatçı kasabası. Ressamlar, müzisyenler ve dansçıların o sempatik enerjisini hissedeceğiniz bu özel kasabaya bir kez ayak bastınız mı insanın canı bir daha hiç oradan ayrılmak istemiyor.

Küba’nın başkenti olan Havana ise 2.2 milyon nüfusuyla hem Küba’nın hem de Karayipler’in en kalabalık şehri olma özelliğini taşıyor. Barok dönem mimarisinin ağırlıklı olduğu bölgede, yaşam son derece sakin ve düzenli.

Küba Gezisi İçin Gerekli Bilgiler‘i merak edenler buraya…

Küba’da 14 Gün için şuraya…

Trinidad sanat galerisi.

Trinidad’da bir sanat galerisi.

Sokak Müzisyenleri Ve Salsa Gecelerinin İkinci Kalbi ‘Trinidad’

‘Sokak müzisyenleri ve salsa gecelerinin ikinci kalbi Trinidad’ diyerek başlamamdaki sebep; birinci kalbin Santiago de Cuba’da atıyor olması. Şimdilerde orası sokak müziğinden ziyade kulüp hayatına renk değiştirmiş olsa da yine de Küba’nın ilk ritmik kalbi. 

Trinidad, arnavut kaldırımlarıyla bezeli sokakları, sokak müzisyenleri, salsa geceleri ve sayısı epey fazla olan resim galerileri ile insanın kalbini çalan sıcacık bir sanatçı kasabası. 1988 yılından beri ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer aldığını dipnot geçeyim. Tarihi dokuları ile dünden bugüne son derece iyi korunmuş olan İspanyol sömürgesi kenti, o döneme ait görkemli mimarisi ile yürek çarptırtmaya devam ediyor.

Cuban street musicians.

Trinidad’daki sokak müzisyenleri.

Kasabanın hemen her sokağında kaliteli sokak müzisyenlerine rastlamanız mümkün. Kapalı mekanlarda da her gece bir müzik ve dans etkinliği var. Arnavut kaldırımlarında yürüyüp kenti dolaşırken kulaklarınız Küba müziği ile şenleniyor. Cıvıl cıvıl, çok renkli bir kasaba burası.

Santeria Cuba

Santeria İbadethanesi’ndeki siyahi bebek.

Biz daha çok otel hayatından uzak, yerli halkla iç içe bir yaşam arzuladığımızdan kasaba merkezine ve turistik yerlere biraz uzak, Trinidad halkının yaşadığı mahallelerdeki gerçek bir Küba evinin birinde konakladık. Torunları, kızı ve damadıyla bir arada yaşayan Madam, dört gece bize ev anahtarını teslim ederek onların yaşamlarına sanki aileden biriymişiz gibi dahil olmamızı sağladı. Aslen Alman olan ev sahibi, Trinidad’da doğup büyümüş. Kahvesi bir harikaydı. Güleryüzü misafirliğimiz boyunca hiç eksik olmadı.

Trinidad’da gündüz müzeleri ziyaret edebilir, akşamları ise adımlarınızı müziğin ritmine bırakıp ruhunuzu besleyebilirsiniz. İspanyollar’ın Afrika’dan getirdikleri köleleri Katolik yapma çabaları sonucunda bir kısmın Katolik, diğer kısmının Protestan, birazının ateist ve geriye kalan bölümün ise Santeria inancına sahip olduklarını belki duymuşsunuzdur. Hristiyanlık ile bir kabile dininin karışımından meydana gelen Santeria dininin ibadethanesine uğrayabilir, siyahi bebek figürünü gözlemleyebilirsiniz. Cidden baskın bir enerjisi var. Sanat galerilerini gezip küçük kasaba pazarını talan edebilirsiniz. Convento de San Fransisco de Asis Kilisesi’ndeki kuleye tırmanıp kilise terasında gün batımının tüm Trinidad manzarası üzerindeki dansına ortak olabilirsiniz. Karayip Denizi’nde kum ve güneşin tadını çıkarabilir, serinlemek istediğinizde tropikal meyvelerin doğal suyuyla vitamin depolayabilirsiniz.

San Francisco de Asis

San Francisco de Asis Kulesi’nden Trinidad manzarası.

Playa Ancon (Ancon Plajı)

Kuzey Atlantik Okyanusu’na bağlanan Karayip Denizi kıyılarından Ancon Plajı, Trinidad’dan 12 km. uzaklıkta bulunan Santi Sipiritus’da yer alıyor.

Ancon Plajı, uzun bir kumsal ve arkasındaki Ekvatoral iklim bitki örtüsünden oluşuyor. Turkuaz suların beyaza yakın sarılıktaki kum taneleriyle kesiştiğini ve havlunuzu serdiğinizde sırtınızda kalan manzaranın; palmiyeler, bodur ağaçlar, muz ve hindistan cevizi ağaçlarıyla harmanlanmış safi yeşil olduğunu hayal edin. Öyle saf bir enerjisi var buranın. Deniz suyu berrak ve ılık. Kumsalı boydan boya yürümek ise müthiş keyifli. Serinlemek isteyenlere önerim; delinerek kamış takılmış hindistan cevizi kokteyli.

Ancon Beach

Asiçiçek Ancon Plajı’nda.

Plaja Trinidad’dan belli saatlerde servis kalkıyor. Biz tercihimizi bisiklet kullanmaktan yana kullandık. Gidiş dönüş 24 km. olan yol, sporlu bir kaliteli gün geçirmemizi sağlarken harika doğası, tepemizde yol boyunca bizi yalnız bırakmayan hindi akbabası kuşları ve gökyüzündeki canlı renkleri sayesinde daha da şenlendi.

Film Setinden Hallice ‘Old Havana’

Küba’nın başkenti Havana şehrinin on beş belediyesinden biri ve şehir merkezi olan Eski Havana, mimarisi ve klasik arabalarıyla adeta film setini andırıyor. 

Capitolio Nacional

Capitolio Nacional

Havana şehri ve ilçesi Old Havana’da müzelerden, anıtlara kadar gezilecek pek çok tarihi doku bulunuyor. Havana’da bulunan Capitolio Nacional, burada yer alan en çılgın anıtlardan biri. ABD’nin Washington DC’sindeki başkanlık sarayı ve Paris’deki Pantheon binalarından ilham alınarak tasarlanan bu yapı, yaklaşık 5000 işçinin çalıştığı üç yıllık bir süreçte tamamlanıyor (1926-1929). Orada bulunduğum tarihlerde bina tadilatta olduğundan maalesef ki kadrajıma iskeleli bir yapı takıldı.

Havana ve Old Havana’daki hayatın ritmi muazzam akışkan. Eski telden vur patlasın çal oynasın binalar, haline derman bulamamış badanaları ve döküntü halleriyle içlerinde çiçekler açan rengarenk ruhlu insanları barındırıyor. Her sokağın kendine has bir havası, kokusu var. Her şey o kadar eski, sade ve tekdüze ki; insan geçmişe duyduğu özlemden midir, sadelikten yana olan saf haldeki tavrından mıdır bilinmez, burada büyülü bir hisse kapılıyor.

Havana hayatı.

Havana’da hayatın içinden bir kare.

Küba’daki Atatürk Anıtı

Küba Atatürk Anıtı

Siz rahat uyuyun Ata’m!

Küba’ya kadar gelip de canım Atam’ı ziyaret etmeden dönmek olur mu? Olmaz! Old Havana’nın sahil kesiminde yer alan Cespedes Park’daki anıta koşarak yol aldım.

Morro Kalesi’ni gördüğünüz sahil şeridinde dimdik duran Atatürk Anıtı’nı gördüğümde kalpten duygulanıp onurlandım. O an hemen anıta sarıldığımı hatırlıyorum. Dünyanın bir diğer ucunda devrimci Atam Mustafa Kemal Atatürk’ün büstüne rastlamak ve onun şanının buralara kadar geldiğini görmek; değer gördüğünü ve sevildiğini bilmek müthiş bir histi. Küba’daki Atatürk Anıtı üstünde kendi sözleri olan ‘Yurtta sulh, cihanda sulh!’ ifadesi yer alıyor.

Açık hava müzesini andıran Havana’da bir şehir haritası edinerek pek çok yeri ziyaret edebilirsiniz. Barok dönemi yapıları, Neo – Klasisizm binaları ve Eklektisizm örnekleriyle bezeli sokaklarda amaçsızca dolaşabilir, soluklanmak istediğinizde minik kafelerde Türk kahvesi fincanı boyutlarında servis edilen taze ve sert kahvelerinin tadına bakabilirsiniz.

Old Havana Sokakları

Old Havana sokakları gez gez bitmiyor ve insanın burada gezdikçe gezesi geliyor. Buram buram tarih kokan mimariler hem iyi korunmuş durumda hem de insanın içini ürpertiyor.

Binayı sırtında taşıyan adam.

Küba’daki İspanya Büyükelçiliği binası.

Yürek hoplatan bir yapı olan ve Old Havana’nın Malecón Meydanı’nda bulunan İspanya Büyükelçiliği muazzam bir mimariye sahip. ‘Ah…’ dediğim ender anlardan biridir. ‘Keşke biz de millet olarak tarihi yapılarımıza bu denli önem versek ve her anlamda iç – dış görünümüne sahip çıksak… Mesela restorasyon adı altında eline her törpüyü alan önüne geldiği yeri düzlemese öyle kafasına göre. Belki de heykeltıraşlara kalsa o iş; törpülenmese de yontulsa, sağlamlaştırılsa. Olmaz mı?’

1912 yılında Mimar Francisco Ramírez Ovando ve Mimar José Mato Sequeiro tarafından inşa edilen İspanya Büyükelçiliği, konumu itibariyle de El Malecón’un en özel yerinde bulunuyor. Bir yanı Havana Körfezi, diğer tarafı Morro Kalesi Feneri’ni gören yapı, bir dönem restorasyona girmiş olsa da sonuç ortada. Özellikle ağır binayı sırtında taşıyan heykel figürü ve tasarımın bu denli gerçeğe yakın tasarlanmasından kaynaklı bünyemde hissettirdiği his, heykeli yapan sanatçıyı can-ı gönülden alkışlamamı sağladı. 

Mecmua sayfalarında ve ekranlarda gördüğümüz süslü püslü etnik kıyafetli hanımların geleneksel olarak bacaklarında puro sarmadığını; Vinales’de sohbet ettiğim puro çiftçisi Sergio Benito’dan öğrendim, Old Havana’da gördüm. Eski Havana’nın merkezi yerinde köşelerine kurulmuş özel dikim giyinimli ablalar, günümüzde artık bunu sadece fotoğraf konsepti için belli bir ücret karşılığında iş olarak yapıyormuş meğer. Şaşırdım ve biraz da üzüldüm dersem yalan olmaz. Çünkü Küba’ya ayaklarımı sürdüren bir diğer konu da buydu: Onları doğal yaşam alanlarında hayat akışları içerisinde fotoğraflamak. Artık puroyu kadınlar bacakları üstünde değil erkekler tezgah üzerinde sarıyor olsa da Küba’daki sokak müzisyenleriyle Trinidad’da aynı havayı solumak bir harikaydı!

Trinidad streets.

Trinidad, Küba

Son olarak…

İspanya ile Küba Adası arasındaki ilk temasın, kaşif Christopher Columbus’ın Küba’ya gelmesiyle 1492 Ekim’de gerçekleştiğini ve adadaki ilk kalıcı İspanyol yerleşimin ise 1511’de İspanyol Diego Velázquez de Cuéllar’ın Baracoa’da bir yerleşim kurmasıyla başladığını not düşeyim.

Vintage train in Cuba.

Baldwin Lokomotif Works’ün klasik tren çalışması 1181, Old Havana

Görüşürüz, çok özletme!

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
4 × 25 =