fbpx MENU

Diş Fırçaları Bakteri Deposu Mu?

Psişik Misiniz?

2 Kasım 2014 Comments (0) Views: 2623 ANASAYFA, Sinema

Türk Sinemasında Gerçeküstü Bir Müzikal

Tanrı ile rekabet etmek için insanların ruhlarıyla beslenen bir şeytan… İşte bir süre sonra insanlar arasında gücü tükenip meleğe dönüşerek kendi ruhunu teslim eden, o papyonlu şeytanın hazin öyküsünü konu alan keyifli bir Türk yapımı. Hatta bence 80’ler sonu 90’lar başında çekilmiş, melodram ve gerçeküstü sinemayı en başarılı şekilde harmanlayıp izleyiciye sunabilen nadir örneklerden biri.

Hangi filmden bahsettiğimi söyleyeceğim elbette; ama asıl üzerinde durmak istediğim; az önce beni ekrana kilitlemiş ve daha önce neden izleme fırsatı bulamadığımı sorgulatmış, enteresan bir yapıt olması. Türk sinemasında değişik bir kulvarda olduğu kanaatine vardığım film; abzürd replikler ve sahnelerle birlikte sanatsal öğeler ile edebi sözleri de içinde barındıran entel bir fantastik müzikal. Bir hayli ilgimi çekti. Özellikle 80’li yıllardan içinde bolca detay bulunan filmin oyuncu kadrosu da ayrı bir harika! Senaryo içinde mizahi anlatımla karşımıza çıkan deyimler favorim. Tabii, şeytanın ruhlarla bağlantıya geçtiği pentagram etiketli çantasını ve voodoo bebeklerini de unutmamak lazım.

ARKADAŞIM ŞEYTAN (1988)

Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğindeki 1988 yılına ait Arkadaşım Şeytan filminde; Ali Poyrazoğlu şeytan tiplemesini, Mazhar Alanson ise büyük hayalleri olan sanatçı ruhlu bir gitaristi canlandırıyor. Filmde yer alan şeytan tiplemesi -dönemin ekonomik imkanları göz önünde bulundurularak- ele alındığında; gözlerinden ve parmaklarından kırmızı ışıklar saçan, insanoğlu ruhunu cebinde taşıdığı beyaz yumurtaya hapsetmek isteyen bir karakter ile karşılaşıyor izleyici. Demode şeytan, filmin bir sahnesinde sevdiği kadına ‘Lavinia’ şiirinden dizeler seslendirecek kadar da duygulu bir beyefendi aslında.

Müzisyen Fatih (Mazhar Alanson) bir gün bar çıkışında vitrinde duran gelinlik giydirilmiş cansız manken ile dertleşir. Mankene ‘işinde başarılı olabilmek adına gerekirse ruhunu şeytana teslim edebileceğini’ söyler. İşte tam da o anda şeytan çıkagelir. Aralarında alışveriş yapıp anlaşırlar. Fatih ruhunu Şeto’ya satar, Şeto ise Fatih’in hayallerini gerçek kılarak onu ünlü bir müzisyen yapacağı sözünü verir. Tabii, tüm bunlar olurken de manken canlanır ve Fatih’in başına kalır. Ne var ki; işler böyle ilerlemez. Gün gelir şeytan, insanların giderek hırslarının kölesi oldukları bu dünyada onlara yenik düşer ve gücünü kaybetmeye başlar.

Oyuncu kadrosunda Fatih’in arkadaşı Okan’ı canlandıran Özkan Uğur, vitrindeki cansız mankeni oynayan Yaprak Özdemiroğlu ve Bülent Kayabaş gibi önemli isimlere de rastlamanız mümkün. Müzikler; Mazhar Fuat Özkan ve Fahir Atakoğlu’na ait.

FİLM SAHNELERİ İÇİN…

Bakıyorum da dünden bugüne pek de bir şey değişmemiş aslında. Filmde dikkat çekilen şu ‘insanların makineleşmesi’ durumu bugün de aynı maalesef ve yine ne yazık ki; şeytanı işsiz bırakacak kadar art niyetli insanların var olduğu bir dünyada nefes alıyoruz. Arkadaşım Şeytan’ı geçmiş zamana yolculuk yapmak ve Türk sinema tarihinde kaliteli bir melodram örneğine tanık olmak isteyenler için önerebilirim. İzlerken tek saniye bile sıkılmadığım bu film, kesinlikle Türk sinemasında gerçeküstü bir melodram müzikali! Aynı zamanda da eğlenceli bir müzikal. Bana kalsa herkes izlesin, fikir sahibi olsun. Sanat çıtası böylesine yüksek olan filmlerin artık pek de çekilmediğinden şikayetçiyim bir izleyici olarak.

Bugün neredesin Yeşilçam’ın basit konulu, hakiki oyunculu filmleri? Ah, neredesin?!

Tags: , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
21 × 30 =