fbpx MENU

Yolda Olmak

Karadelik’te Bir Martı

28 Aralık 2015 Comments (0) Views: 1805 ANASAYFA, Gezi

Ve Varmak

Önce Boğaçayı ile Beldibi, ardından Çıralı ve Kaş’dan sonra şimdi Bodrum’dayız. Yolda olmak güzeldi ve varmak daha da güzel. Bu biraz da varış noktamızla ilgili aslında. Hani hep derler ya ‘hayatı nerede değil, nasıl ve kimlerle yaşadığındır önemli olan.’ Doğanın en doğal hali ve şeker mi şeker insanlarıylayız şu an. Mekanın adı da en az burada yaşayanlar ve içindeki yerleşimi kadar şirin: Vosvos Camping. Burada en önemli iki şey; sanat ve huzur. 

Kaş’dan sonra Kalkan ve Fethiye’yi arkamızda bırakıp Dalaman’a yol aldık. Burada bir gece konakladık; fakat şehir ve yerel halkı açısından pek iç açıcı bir yer olduğunu söyleyemem. Havası kirli, insanları asık suratlı ve bakışları rahatsız edici. Ayrıca biri bana merkezde adım başı kurulu olan berber dükkanlarının açıklamasını yapsın! Aynı cadde üzerinde yanlı ve karşılıklı kabaca altı tane saydım, sonra bıraktım.

Dinlendik ve uyandık. Yakın çevrede mutlaka bir antik şehir ya da koy olmalıydı. Road trip espirisiyle haritaya bakmadan yol almaya başladık. İlginç bir yola girdik. Geri dönüşü yoktu ve ufukta gözüken şey havalimanı tabelası oldu. Görevliler aracımızı sağa çekip arama emrinin olduklarını söyledi. Biz her ne kadar yanlış yola girmiş olduğumuzu ve gezgin olduğumuzu söylemiş olsak da pek bir umurları dışındaydık. Ülkenin şu anki durumundan bahsedip bunu mutlaka yapmak zorunda olduklarını direttiler. Uluslararası korumalı bölgeye girmişiz zırvaları falan. ‘Tamam’ dedik, ‘arayın.’ İşin trajikomik yanı görevli kapıyı açtı; içeri bir göz attı ve geri kapattı. Arama diye bahsini ettikleri söz konusu durum bu kadardı. Eh, bu evin tuvaleti var, kapısı kapalı gardrobu var, üst katta perdesi kapalı yatak odası… Var da var. Bu muydu bu kadar direttikleri arama anlam veremedik. Bir yandan kuşun bile geçmediği o kurak arazide canlarının sıkılmış olup da kendilerine eğlence arayabileceklerini düşünüp dururken diğer yandan da arama adı altında bu kadar sallapati bir durumun gerçekleştirilmesi bizi hem korkuttu hem de şaşırttı. Her aramada böyle iselerse vay halimize; duman!

Görevliler kendilerine verilen mecburi prosedürün uygulanmasının ardından kendi öz kişiliklerine dönüp bizimle sohbet etmeye başladılar. Az önceki katı simalar gitmiş, yerine gülümseyen ve iletişim kurmaya hevesli konuşkan karakterler gelmişti. Sarsala Koyu’nu öve öve bitiremediler. Kafa dinlemek istendiğinde bu civarda enerjisi yüksek, görüntüsü harikulade bir yer imiş. Üstelik bulunduğumuz yere de ortalama 12-13 km. uzaklıktaymış. Öyle bir anlattılar ki merak etmeden duramadık. Bakalım öyle güzel bir yer imiymiş, gidip görecektik.

Sarsala Koyu’nun Koynunda

Bulunduğumuz yoldan geriye doğru çıkarak Sarsala tabelasından sağa saptık. Köyün içinden geçen uzun ve düz yol, sağlı soğlu dizilmiş portakal, mandalina ve limon ağaçlarını ağırlamaktaydı. Biraz daha gidince yol tehlikeli bir hal almaya başladı. Dar ve korunaksız yol, uçurum manzarasıyla bizi tepeye tırmandırttı. Tepeden sonra aşağı inildiğinde Sarsala Koyu ayaklar altındaydı.

Suyun turkuaz rengi ve üzerindeki minik adacıklar adeta bir ressamın elinden çıkma kusursuz bir şaheseri andırmaktaydı. İskeleye yanaşan tekneler ve civar çevrede koyu görmeye gelen pek çok araç vardı. Bir de iki mühendis ile tanıştık ayaküstü. Bir projeleri için Mary Jane’i kadraja dahil ederek hava çekimi yapmak istediler. Buranın gündüzü kadar gecesinin de muhteşem olacağı kanısındaydık. Kalmaya karar verdik.

Gece şiddetini arttıran fırtına müziğiyle bizi yalnız bırakmadı. Bir ara bay baykuş yanaştı çatımıza. Rüzgar melodisine ıslık sesiyle armoni yaptı. Çılgıncasına güzel bir atmosferin tam kucağındaydık; Sarsala Koyu’nun koynunda! Gece harika geçti. Kamp kuran bir grup ve biz dışında başka hiç kimse yoktu. Hayvanlar birbirleriyle karşılıklı dağlardan iletişim kuruyordu. Sabaha karşı saat 5’de uyandık ve tripodu kurarak biraz doğa çekimi yaptık. Güneş’in doğuşu, akşamki batışını kıskandıracak cinsten idi. Kahve altı yaptık ve yola çıktık.

Sarsala Koyu'nda Gün Batımı

Sarsala Koyu’nda Gün Batımı

Güneş Paneli Faciası

Milas’a doğru yol aldığımızda büyük bir facianın eşiğinden döndük. Sağ olsun babişkomuz cankurtaran gibi imdadımıza yetişti. Ona teşekkürlerimizi bir kez daha iletiriz. 

Her şey on numara derken birden kuvvetli bir ses ile irkildik. Güm! Yanımızdan geçen araç elleriyle bagaj tarafını işaret etti. Hemen durarak ne olduğunu anlamaya çalıştık. Güneş panellerinin hepsi yerde, bir tanesi tuzla buz idi. Moralimizin bozulması bir yana, arkamızdaki aracın ön camının içerisinden panellerin girmemiş olmasına şükran duygumuz diğer yanaydı. Ciddi bir trafik kazası olmamasını buruk bir sevinç ile karşıladık. Çözüme ulaştıktan sonra Milas’da yemek molası ve geceyi Güllük Liman’da geçirdik.

Güllük fazla sessiz bir yer. Saat henüz akşam 20:00 olmasına rağmen sokakta kimse yoktu. Tek hareketli yer tekne sahiplerinin parkıydı. Onların matrak gırgır şamataları dahilinde sabahın ilk ışıklarını karşıladık. Bodrum merkezden Turgutreis’e doğru yol aldık. Ortaokul arkadaşımın ailesi sağ olsunlar bizi hiç yalnız bırakmadılar. Hem iki gece boyunca ağırladılar, hem de yüksek enerjilerini bizimle paylaştılar. Minnettarız. Hepsi çok cici bici insanlar. Onları tanıyanlar pek şanslı, tanımayanlara ise eh, geçmiş olsun.

Erol Abi ile Aysun Abla’nın Yahşi kavşağı diye anılan bölgede met ettikleri bir mekan vardı. Eray’da aynı şekilde biz buraya gelmeden önce bile aynı şeyi söylemişti. Hoş, bizim ilk gittiğimiz yer merkeze yakın bir Vosvos Park idi. Yanlış adreste olduğumuzu anlar anlamaz rota değiştirme vaktiydi. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim; Vosvos Park adı altında sergilenen birkaç tosbağa dışında gerçekten manasız bir yer. Sevimsiz ve soğuk. Zaten az önce de dediğim gibi şehrin göbeğinde. Ne ilginçtir ki etrafını çevirdikleri yere eğer Vosvosunuz yoksa girmek yasak! Yani fanmış, fasulyemiş pek de umurlarında değil işin aslı. Eğer Vosvos sahibi değilseniz o tarafa hiç boşuna yorulmayın derim bünyeye yazık.

Yeni Yıl Kermesi Başlıyor!

Uzun lafın kısası rotamızın varış noktasına gelmiş bulunmaktayız. Burası buram buram sanat, dostluk, paylaşım ve huzur kokan bir yer. Yolunuz düşsün düşmesin buraya uğramalı, birkaç günlüğüne de olsa arkanızda bıraktıklarınızı orada bırakmalı ve havayı solumalısınız.

Unutmadan! Bugün yani; 28 Aralık Pazartesi günü Vosvos Camping & Bora Sencer Sanat Köyü‘nde yılbaşı kermesi başlıyor. Üç gün sürecek olan kermeste takıdan seramiğe, ahşaptan el işine kadar daha pek çok stand kurulacak. Hünerli parmaklar, üretken zihinler becerilerini sergileyip bunları satışa sunacak. Almasanız bile bir gelin, görün; gözünüz gönlünüz açılsın derim.

Sonra görüşürüz!

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
10 + 28 =