fbpx MENU
Biyografi film incelemeleri.

OHAL’de Sizi Halden Hale Sokacak 10 MİNİ Dizi Önerisi

Metin Türkcan

Metin Türkcan Challenge Başladı! Enstrümanını Kap, Sen De Katıl!

Paucar Yacu

17 Mayıs 2020 Comments (0) Views: 3288 ANASAYFA, Gezi

Volkanik Aktivite Alanı Paucar Yacu’da 2 Hafta

Uzun bir süre önce koronavirüs pandemisi sebebiyle hanelerde kendimizi izole etmeye başladık. Karantina günleri ve sokağa çıkma yasakları peşi sıra bu izolasyon sürecini takip ederken her geçen gün eski defterler biraz daha açılır, anılar ve fotoğraflar biraz daha kurcalanır oldu. İşte tam da halet-i ruhiyem böyle iken geçen yıl çektiğim fotoğrafları kurcalarken buluverdim kendimi.

Bir önceki Peru yazımda Peru’nun Gizli Orman Kasabası: Sauce hakkında birkaç şey karalamış ve rotamı ülkenin kuzeyine yani ‘Selva Bölgesi’ olarak adlandırılan orman kentlerine çevirdiğimden bahsetmiştim sizlere. Şimdi ise; Amazon doğasına yayılmış ve bünyesinde pek çok mucizevi özellik barındıran kutsal bir alandan söz etmek istiyorum.

Paucar Yacu, yerin çok altında halen volkanik aktivitelere devam etmekte olduğu için ürkütücü fakat bu ürkütücülüğüne rağmen doğal yapısı ve özellikleriyle de bir o kadar insanı büyüleyip kendine aşık eden sihirli bir yer. Bir ailenin gözetiminde olan burası, zamanında emek ve ufak tefek düzenlemelerin ardından halka açılmış. Şimdi de dileyen ziyaretçiler hem orada konaklayabiliyor hem de oraya günübirlik git-gel yapabiliyor. Volkanik hareketlerin toprakta yarattığı deformasyonlar, çukurlar ve oradan oraya sıçramış kaya parçacıkları gözle görülebiliyor. Burada yer alan; kükürt, tuzlu su ve eko termal banyolar insan sağlığı için büyük önem taşıyor.

Hala gizemini koruyan Peru ormanları, Tarapoto’nun San Martin bölgesinde yer alan medikal alana ruhumu çağırdı. Kendimi bir anda volkanik aktivite alanı Paucar Yacu’da sülfür banyosu ve kükürt maskesi yaparken buluverdim.

Paucar Yacu

Kraterlerde çamur maskesi.

Sülfürlü Su Cildime Nüfuz Ederken Cennetteyim

Hikaye kaleme dökülmeye başladığında durum biraz daha kolay oluyor tabii. Siz, bir de onu oradaki iki haftama sorun. Sauce’den araçla yaklaşık 40 dakika süren bu kutsal alan, sempatik merdivenleriyle sizi karşılıyor. Amazon iklimine ait doğanın en ortasında siz basamakları bir bir çıkarken o pastel yeşilin bazı yerlerinde simsiyah yüzeyler görüyorsunuz. Yıllar öncesine ait volkanik aktiviteden arda kalan o yerlerde herhangi bir bitki ve ağaç yetişmiyor. Tamamen kurak ve kaya parçacıklı bir zemin.

Amazon ormanları

Cennete tırmanan basamaklar…

En yukarı vardığınızda dağın natürel yapısını pek de bozmayan işletmenin büfe & bar kısmına ulaşıyorsunuz. Epey dik ve girintili çıkıntılı bir alana yayılmış birkaç bungalov ve yamacın aşağısında ormana bakan termal sıcak su banyoları var. Çadırlarımızı kurduktan sonra etrafı keşfe çıkıyoruz. Bu arada burada rave parti yapacak olan bir grupla beraberiz. Dekor ve sahne dizaynı gibi hazırlıklar için yaklaşık 2 hafta kadar kalmayı planlıyoruz.

İyice yerleşip parti hazırlıklarına ufak ufak başladıktan sonra boş vakitlerde simsiyah çamuru denemek için koyuldum kükürt alanına. Günümüzde kozmetik dükkanlarında ‘black mask’ adıyla satılan maskenin en doğal haliymiş meğer bu kapkara çamur! İşletme sahibi çamurun tıbbi olduğunu söylüyor. Dediğine göre; siyah çamur, kemik ağrısı, stres ve sedef hastalığını tedavi ediyor. Ayrıca cildi yenileyerek deriye parlak, pürüzsüz ve genç bir görünüm kazandırıyor. Bol bulmuşken iyicene buladım her yerime sonra duşta yıkanıp havuzlardan birinde ulvi ağaçları ve büyüleyici ormanı seyre daldım. Alanda 20 – 25 ve 28 derece sıcaklığında kaynak suyuyla dolu pek çok termal havuz var. İlk defa bu havuzları deneyecek olan kişiye 20 derecelik havuzda 20 dakika ile başlaması ve giderek derecenin arttırılması öneriliyor.

Paucar Yacu

Eko termal banyo.

Edindiğim tecrübe muazzam! Su gerçekten aşırı sıcak. Zaman zaman sıcaklığı ve cildi gıdıklaması rahatsızlık verebiliyor. Gittikçe alışınca ise o zaman haz ve keyif başlıyor. Gözümün görebildiği her yer alabildiğine yeşil. Hem de yeşilin en canlı, en pastel tonu… Üzerimde gökyüzünde uçan büyük kanatlı orman kuşları ve kulağımda sessizlik. Bedenim sıcacık ve kadifemsi cildim suyla konuşuyor. ‘Cennetteyim galiba’ dediğim anlardan birindeyim.

Toprak Fokur Fokur Kaynarken Uyu Uyuyabilirsen!

Akşam olduğunda restoran hariç her yer zifiri karanlık. Eğer burada gece konaklamayı düşünüyorsanız mutlaka bir kafa veya el feneri şart.

Ormanın derinliklerinden gelen sayısız kuş ve böceğin çıkardığı bir sürü ses birbirine karışıp ilginç bir melodi oluşturuyor. Çoğu kişinin hissettiği korku duygusundan ziyade bu hayvan sesleri bende derin ve içsel bir huzur oluşturuyor. Onlarla aynı alanda var olmak ve onların sesiyle doğaya karışmak cidden müthiş bir his! Tabii, gündüz bahsini ettiğim o cennetteyim duygusunun aksine geceki cehennem sıcağını saymazsak.

İşler bittiğinde ve karanlık çöktüğünde o 2 hafta boyunca bir ritüel haline gelen restoranda buluşmalar, sohbetler ve atıştırmalar başlıyor. Bir noktada uykular geldiğinde herkes çadırına doğru yol alıyor. Hayatımın en ilginç anlarını yaşadığım anlardan biridir o geceler. Çadırım yamacın kenarında kurulu ve arkası alabildiğine derin orman. Gözün gözü görmediği o zifiri karanlıkta, sürü halinde havada uçuşan bir sürü peri hayal edin. Peri değil onlar, bu benim betimlemem pek ala ama masallardaki periler gibiler adeta! Kanatlı kelebekimsi, etrafına mavili yeşilli ışıklar saçan ve birbirleri etrafında uça uça dans eden bu tatlı kanatlılar: Biyolüminesans canlılar! Amazon ormanlarının en etkilendiğim türlerinden biridir diyebilirim. Kimyasal tepkime olarak yaydıkları ışıl ışıl görsel şölen insanı adeta mest ediyor. Ne yazık ki çok hareketli olduklarından, ortam karanlığından ve fotoğraf makinem bu tarz çekimlere uygun olmadığından onların fotoğrafını çekmem mümkün olmadı.

Amazon ormanları

Peru, Amazon ormanlarının başlangıcı.

Bu büyüleyici etkiyle çadırda rüyalardan rüyalara dalacağımı hayal eden ben ilk gece ve sonraki tüm geceler o cehennem sıcağının rahatsız edici, uyku açıcı ve bedeni yoran etkisiyle karşılaşıyorum. İlk geceden sonra öğreniyorum ki; volkanik aktivitler hala toprağın altında devam ediyormuş meğer. Toprak fokur fokur kaynarken uyu uyuyabilirsen! Eften püften demiyorum ha, koftiden değil harbiden! Öyle aşırı sıcak, öyle boğucu bir sıcak ki çözümü fermuar aralık uyumakta buluyorum. Çünkü çadırın tül pencereleri bile yetmiyor o dar alanda uyumaya. Nefes kesen bir sıcaklık bu bahsettiğim. Belki 40, belki 50 derece bilemiyorum ama bikinilerle bile uyumak geceleri güç o alanda. Ara ara uyanıp kafamı çadırdan dışarı uzatıp derin nefesler alıp tekrar uykuya daldığımı hatırlıyorum tüm kamp boyunca.

Uzun lafın kısası; volkanik aktivite alanı Paucar Yacu’da 2 hafta su gibi akıp geçti. Tehlikesi ve cehennem sıcakları dışında, hakikaten gidilesi, görülesi ve kalınası bir cennet! Cennet demek az bile gelebilir, sihirli bir masal ütopyası. Yine gezmelerim geldi, yola çıkasım geldi şu yazıyı hazırlarken.

Bir an önce her şeyin en sevdiğimiz hale dönüşmesi ve umutlarınızın tükenmeden tekrar yola çıkabilmeniz, çıkabilmemiz dileklerimle!

Paucar Yacu road

Paucar Yacu yolu.

Tags: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
2 + 17 =